Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Google Ads

Mükellef Hakları

Hukuki metinlerde yer alan engellilik indirimiyle ilgili terimler nelerdir?

Engellilik vergi indirimi müessesesine özgü terimlerin bütününü doğru anlamak ne anlama geldiğini bilmek farklı anlamlar çıkarılmasını, yanlış değerlendirmeler yapılmasını önler. Kurumların uygulamalarında ve hukuki metin düzenlemelerinde aynı konuda aynı terimlerin ortak kullanımının sağlanması bireylerin ve diğer kurumların ortak doğru değerlendirme ve anlama sonucunu ortaya çıkarır.

Devlet tarafından haczedilen malların ve gayrimenkullerin satışında neler değişti?

Kamu alacaklarının takip ve tahsili, 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun(1)hükümlerine göre yapılmakta olup kamu alacağının; Devlete, il özel İdarelerine ve belediyelere ait olan vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i kamu alacaklarından olması gerekmektedir.

İdareye başvuruda yanıt verme süresinin 60 günden 30 güne indirilmesinin VUK’taki hata düzeltmeye yansımaları

Bilindiği üzere 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan düzenleme gereğince;  7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda (İYUK) yapılan değişiklerle idarelerin idari müracaatlara yanıt verme süresi 60 günden 30 güne çekilmiştir. Kesin olmayan yanıtlar için ön görme bekleme süresi, ise 6 aydan 4 aya çekilmiştir.  

VUK Kapsamında Elektronik Tebligatta SMS Gönderilmemesinin Tebligatın Geçerliliğine Etkisi ve Danıştay VDDK Tarafından Verilen Aykırılığın Giderilmesi Kararının Hukuki Sonuçları

2020 yılının Mart ayında yayınlanan “Vergi Usul Kanununda Yer Alan Elektronik Tebligat Düzenlemesinin Anayasaya Aykırılığı Sorunu” başlıklı çalışmada(1); tebligat müessesesi hakkında açıklamalar yapılmış, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” düzenlemesinin Anayasaya aykırı olup olmadığı üzerinde durulmuş, öğreti ve yargı kararlarından da istifade edilerek konuya ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.  

Kesinti Yoluyla Ödenen Verginin İadesinde Gelinen Son Durum

VergiAlgı’da 8 Mayıs 2020 tarihinde yayınlanan “KDV İadesinde Muhtemel Sıkıntılar İçin Tebliğ Yayınlandı” başlıklı yazımda 32 numaralı KDV Tebliğine atıfta bulunarak Tebliğde yapılan düzenleme ile KDV iadesi talep edenin mal ve hizmet satın aldığı kişiye ödediği KDV için, bu kişinin beyanının ötelenmesi nedeniyle teminat göstermesinin, bunun için bir maliyete katlanmasının adil olmadığını, teminatın asıl mücbir sebepten yararlanarak beyanı ötelenenlerden aranması gerektiğini, aslında bu sorunun sadece salgın dönemine özgün geçici bir sorun olmadığını, ondan alamadım sana da iade etmem yaklaşımının doğru olmadığını, mükellefin Devlete güvenerek Devletin yetki verdiği bir kişiye ödediği vergiyi, indirebildiği gibi iade olarak da alabilmesi gerektiğini ifade etmiştim.

OECD Üyesi Ülkelerde ve Türkiye’de Mükellef Haklarının Karşılaştırılması-II

Türk Vergi Sisteminin tarihsel sürecine baktığımızda mükellef hakları konusunda Vergi İdaresi tarafından ortaya konan ilk iradenin 2005 yılında Gelirler Genel Müdürlüğünden, 5345 sayılı Kanunla Gelir İdaresi Başkanlığına geçişte Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığının kurulması olduğu ve hemen ardından OECD ülkelerinde var olan bildirgeler kapsamında Türk Gelir İdaresi tarafından Şubat/2006 yılında Mükellef Hakları Bildirgesinin yayımlanması olduğu görülmektedir. Gerçekten de Türk Gelir İdaresi, mükellef haklarını garanti altına alma kararlılığını göstermek amacıyla Şubat 2006’da Türk mali tarihinde bir ilki gerçekleştirerek Mükellef Hakları Bildirgesi yayınlanmıştır.

OECD Üyesi Ülkelerde ve Türkiye’de Mükellef Haklarının Karşılaştırılması-I

Literatürde, mükellef hakları konusunda geniş çapta kabul görmüş bir tanım bulunmamaktadır. Bir tanıma göre mükellef hakları; anayasa, sözleşme, yasa gibi asli-tali kaynaklar aracılığıyla hukuken vergi mükellefine tanınan, mükellefin devletten, vergilendirme yetkisi çerçevesinde, vergi hukuku kurallarını oluştururken, uygularken bir şeyi yapmasını veya yapmamasını talep edebileceği haklardır.