Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Dr. Numan Emre ERGİN
24 Ocak 2022Dr. Numan Emre ERGİN
575OKUNMA

Kur korumalı mevduata yönelik teşvikler

2021 yılı sonuna doğru döviz kurlarında yaşanan sıçramaya karşı hayatımıza sokulan kur korumalı TL mevduatı (KKM) hesaplarına yönelik düzenlemeler peyderpey devam etmektedir. “Kervan yolda düzülür” misali her geçen gün söz konusu hesapların kapsamı ve cazibesi artırılmaya çalışılmaktadır. Bunlardan en sonuncusu da söz konusu hesaplara tanınan kurumlar ve gelir vergisi istisnasıdır. Bu köşede 23 Aralık 2021 ve 17 Ocak 2022 tarihli yazılarımda KKM’ye ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştum.

Bu yazımda ise KKM hesaplarına ilişkin yapılan çok sayıda düzenlemeyi bütünlük sağlamak açısından toparlayıp son getirilen istisnayı değerlendireceğim.

KKM’nin hayatımıza girdiği andan itibaren yapılan düzenlemeleri kronolojik olarak aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

  1. 21 Aralık 2021: Gerçek kişilerin bankalardaki Dolar, Euro, Sterlin cinsinden döviz hesaplarının KKM’ye çevrilmesine ilişkin Tebliğ’in yayımlanması.
  2. 22 Aralık 2021: Döviz hesaplarından KKM’ye dönüşüme ilişkin Merkez Bankası uygulama talimatının yayımlanması.
  3. 24 Aralık 2021: Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın TL cinsinden hesapların KKM’ye çevrilmesine ilişkin basın açıklaması (Henüz buna ilişkin bir düzenleme yayımlanmamıştır).
  4. 25 Aralık 2021: Dövizden KKM’ye dönüşen hesaplardan elde edilecek faiz/kâr payından yapılacak stopaj oranının %0 olarak belirlenmesi.
  5. 29 Aralık 2021: Bankalardaki altın hesaplarının KKM’ye çevrilmesine ilişkin Tebliğ ile Merkez Bankası uygulama talimatının yayımlanması.
  6. 31 Aralık 2021: Altından KKM’ye dönüşen hesaplardan elde edilecek faiz/kâr payından yapılacak stopaj oranının %0 olarak belirlenmesi.
  7. 22.01.2022: KKM’lere ilişkin olarak TCMB tarafından yapılacak olan kur artışı destek ödemelerinin Hazine tarafından karşılanmasına imkân veren 7351 sayılı Kanun’un RG’de
  8. 20.01.2022: Kurumlar vergisi mükellefleri ile bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin KKM’ye dönüştüreceği döviz ve altın hesapları nedeniyle oluşan kur/değerleme farkı, faiz/kâr payı ve kur artış desteğinin gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesine ilişkin 7352 sayılı Kanun’un Meclis’te kabul edilmesi. (Bu yazının hazırlandığı an Kanun henüz RG’de yayımlanmamıştır).

Yukarıdaki kronolojik düzenlemelerden görüleceği üzere, önce gerçek kişilerin belli döviz cinsinden hesaplarına yönelik olarak getirilen KKM kapsamına daha sonra altın hesapları alınmış, sonra tüzel kişiler kapsama eklenmiş, bu hesaplar üzerindeki stopaj yükü sıfırlanmış ve en son da bu hesaplara dönüşüm halinde kurumlar ve gelir vergisi istisnası getirilmiştir.

Bu kapsam genişlemesinin adım adım gelmesini, uygulamaya konulan KKM’ye olan talebin beklenildiği kadar olmaması nedeniyle ilave silahların ileri sürülmesi olarak değerlendiriyorum. Bundan sonraki adımda KKM’ye enflasyona karşı koruma getirilmesi de şaşırtıcı olmaz. Zira, sistemde halihazırda eksik kalan tek taraf, yüksek enflasyon karşısında KKM getiri oranlarının çok düşük kalması. Bu eksiklik de tamamlanırsa KKM’ye dönüşümün beklendiği şekilde artacağını düşünüyorum.

7351 sayılı Kanun ile TCMB tarafından yapılacak kur destek ödemelerinin Hazine tarafından karşılanmasına imkân tanıyan yasal düzenleme sadece gerçek kişileri kapsamaktadır. Tüzel kişilerin KKM hesaplarının bu düzenleme kapsamı dışında kalmasının nedenini ben bilmiyorum. Halbuki söz konusu Kanun Meclis’te kabul edilmeden önce tüzel kişiler KKM kapsamına alınmıştı. Eğer bir unutma söz konusu ise önümüzdeki ilk torba yasa ile bu eksikliğin giderileceğini düşünüyorum.

Bu düzenleme sonrasında, kur farkı destek ödemelerinin Merkez Bankasınca para basılarak ödenmeyeceği belli oldu.

Peki Hazine bu ödemeleri nasıl finanse edecek?

İki seçenek var: Borçlanarak veya vergilerle. KKM kur farkı destek ödemelerinin vergilerle finanse edilmesi Anayasa açısından sorunlu. Zira, bu ödemeler toplumun tamamını ilgilendiren bir gider (kamu gideri) değildir. Dolayısıyla, Anayasa’nın 73. maddesi uyarınca bir kamu gideri olmayan bu ödemelerin vergilerle finanse edilmesi Anayasa açısından problemlidir.

Nitekim Anayasa Mahkemesi de çok yakın bir tarihte verdiği 2018/135 E., 2021/71 K. sayılı kararda (Spor Toto kararı) vergilerin tahsil edildikten sonra bütün kamu hizmetlerinin finansmanı için bir anonim karşılığa dönüştüğü, kamu gelirlerinin belli bir hizmete tahsisinin mümkün olmadığına karar vermiştir. Öyleyse vergi vb. kamu gelirlerinin KKM kur garanti ödemelerini finanse etmeye tahsis edilmesi Anayasa’ya aykırılık teşkil edecektir.

O halde, Hazine tarafından karşılanacak kur garanti ödemeleri borçlanma yoluyla finanse edilecektir. Diğer taraftan, söz konusu borç ödemeleri er ya da geç yine vergi vb. kamu gelirleriyle yapılacağından nihai yük yine vatandaşlar üstünde kalacaktır. Ayrıca, Hazine’nin 2022 yılındaki borçlanma faizinin (bileşik) şimdilik ortalama %24 civarında olduğunu ve bu oranın kısa zamanda çok da düşmesinin beklenmediğini düşünürsek katlanılacak yük hiç de az olmayacaktır.

Gelelim 7352 sayılı Kanun ile getirilen gelir ve kurumlar vergisi istisnasına. Yapılan düzenleme ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na aşağıdaki Geçici 14. madde eklenmektedir.

  1. “14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen hesaplar ile ilgili olarak; kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını, dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı, bu kapsamda açılan en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda aşağıda belirtilen kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır:
    1. Bu fıkra kapsamındaki yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının 1/10/2021 ila 31/12/2021 tarihleri arasındaki döneme isabet eden kısmı,
    2. 2021 yılı dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar Türk lirasına çevrilen hesaplarla ilgili oluşan kur farkı kazançları ile söz konusu hesaplardan dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar.
  2. Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paralarını 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda oluşan kur farkı kazançlarının, geçici vergi dönemi sonu değerlemesiyle Türk lirasına çevrildiği tarih arasına isabet eden kısmı ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.
  3. Kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan altın hesabı ile bu tarihten sonra açılacak işlenmiş ve hurda altın karşılığı altın hesabı bakiyelerini 2022 yılı sonuna kadar Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm fiyatı üzerinden Türk lirasına çevirmeleri ve bu suretle elde edilen Türk lirası varlığı en az üç ay vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarında değerlendirmeleri durumunda Türk lirasına çevrildiği tarihte oluşan kazançlar ile dönem sonu değerlemesinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları ile diğer kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.
  4. Bu maddede öngörülen süre ve şekilde dönüşüm kuru/fiyatı üzerinden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına çevrilen yabancı paralar ile altın hesaplarına ilişkin olarak bu istisnayla sınırlı olmak üzere Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.
  5. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan istisna hükümleri, aynı şartlarla geçerli olmak üzere bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançları hakkında da uygulanır.
  6. Türk lirası mevduat veya katılma hesabından vadeden önce çekim yapılması durumunda bu madde kapsamında istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.”

Yukarıdaki kanuni düzenleme KKM hesaplarını teşvik etmek için geçmişe etkili (1 Ekim 2021’den geçerli olacak şekilde) olarak yürürlüğe girecektir. 2021 yılı kapandıktan sonra geçmişe etkili böyle bir düzenleme yapılması Anayasa’ya aykırıdır. Bu konudaki değerlendirmeyi 17 Ocak 2022 tarihli yazımda yaptığımdan detayları tekrar etmeyeceğim. Ancak, ana muhalefet partisi, bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp Yüksek Mahkeme 17 Şubat 2022 (en geç kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği 30 Nisan 2022) tarihine kadar söz konusu düzenlemenin yürütmesini durdurmazsa veya iptal etmezse düzenleme mevcut haliyle uygulanacak gözükmektedir. Bu tarihten sonra gelecek bir iptal kararı geçmişe yürümeyeceğinden pratik bir sonuç doğurmayacaktır.

Peki söz konusu geçmişe etkili uygulamanın bütçe üzerindeki etkisi ne olacaktır? Her 1 milyon Dolar’lık bir hesabın KKM’ye dönüştürülmesinde kabaca 1,1 milyon TL kurumlar vergisi [1.000.000 x (13,3290 – 8,8785) x %25 = 1.112.625 TL] veya 1.7 milyon TL’lik gelir vergisi kaybı olacaktır.

Kanuni düzenlemenin çeşitli ifade zafiyetlerini içerdiğini de söylemek gerekmektedir. Öncelikle, 2021 yılı sonundaki hesap bakiyesinin 2022 yılında azalması ve düşük tutarda bir miktarın KKM’ye dönüştürülmesi halinde kur farkı istisnasından hangi tutarın (dönem sonu bakiyesine isabet eden tutarın tamamının mı yoksa dönüştürülen döviz tutarına isabet eden kur farkının mı) yararlanacağı açık değildir. Kanun lafzı tutarın tamamının istisnadan yararlanması gerektiği yönünde yorumlamaya müsaittir.

İkinci olarak, dönüşüm tarihinde hesaptaki bakiyenin tamamının mı dönüştürüleceği, bakiyenin kısmi dönüştürülmesinin mümkün olup olmadığı açık değildir. Kısmi dönüştürülmeye imkân tanınmalıdır. Ya hep ya hiç diye diretilirse beklenen dönüşüm gerçekleşmeyebilir. İstisnaya ilişkin çıkarılacak ikincil düzenleme bu belirsizliklere açıklık getirmeli ve bir an önce hazırlanıp yayınlanmalıdır.

Üçüncü olarak, Kanunda dönüştürülecek mevduatın en az 3 ay vadeli KKM’de tutulması halinde istisnadan yararlanılabileceği belirtilmektedir. Merkez Bankasının yayınladığı tebliğlerde ise tüzel kişiler en az 6 ay vadeli KKM hesabı açabilmektedir. Tebliğlerin de söz konusu Kanuna paralel şekilde değiştirilmesi gereklidir. Bugünün koşullarında 6 ay şirketler açısından çok uzun bir süredir. Ayrıca Merkez Bankası tebliğinde KKM hesabının bir defalık açılabileceğine ilişkin düzenleme (2021/14 ve (2021/16 sayılı Tebliğ md. 5/4) de kaldırılmalıdır.

Düzenlemedeki diğer bir ifade zafiyeti, banka hesapları dışında döviz cinsinden yatırımların (kasadaki para, dövizli tahviller vs) kapsamda olup olmadığının tam anlaşılmamasıdır. Zira, madde “kurumların 31/12/2021 tarihli bilançolarında yer alan yabancı paraların” dönüştürülmesinden bahsedilmektedir. Bu ifade, banka mevduatı dışındaki döviz yatırımlarının da kapsamda olduğunu anlamaya müsait olsa da, cümlenin girişindeki “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendi hükmüne istinaden Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına dönüşümün desteklenmesi kapsamında dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilen hesaplar ile ilgili olarak” ifadesi sadece Merkez Bankasının Tebliğleri uyarınca KKM’ye dönüştürülecek hesapların kapsamda olduğunu göstermektedir. Çıkarılacak ikincil düzenlemede bu konu da açıkça belirtilmelidir.

Yurt dışındaki bankalarda bulunan hesapların durumu ise açıktadır. Söz konusu hesapların, Türkiye’deki bankalara aktarılması ve KKM’ye dönüştürülmesi halinde 2021 yılı sonuna kadar oluşacak kur farkı istisnasından yararlanılıp yararlanılmayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. Konuya amaçsal yaklaşıldığında bu hesapların da istisnadan yararlandırılmasında bir sakınca olmamalı hatta teşvik edilmelidir.

Yasa teklifinin ilk halinde olmayıp sonradan maddeye eklenen düzenleme ile KKM’ye dönüşen hesaplara ilişkin dönem sonundaki kur farkı/değerleme farkı zararlarının matrahtan indirilebilecek olması önemli olup çıkabilecek tartışmaları başlamadan sonlandırmıştır. Diğer taraftan, bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinin kazançlarına uygulanacak istisnanın Gelir Vergisi Kanunu yerine Kurumlar Vergisi Kanunu’nda düzenlenmiş olması kanun yapma tekniği açısından doğru değildir. Gerçi kanun yapma tekniğine uymayı bırakalı çok olduğundan bunun yetkililerin umurunda veya öncelikleri arasında olduğunu sanmıyorum.

Kanun düzenlemesinde, altın hesaplarının “dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan” kazançların istisna kapsamına alınmasına ilişkin olarak Kanunu yazanların benim aklımdakileri düşünüp bilinçli olarak bunu yazıp yazmadıklarını bilmiyorum ama bu düzenleme araya katılmış saatli bir bomba olarak durmaktadır. Çarşıyı daha fazla karıştırmadan şimdilik sözlerimi noktalıyorum.

Sözün özü: Şeytan ayrıntıda gizlidir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor