Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Mehmet Nuri ASLAN
15 Mart 2022Mehmet Nuri ASLAN
489OKUNMA

Faizler artırılmalı mı?

Kısa cevabım, evet ve kesinlikle.

Neden? Enflasyonu dizginlemek için.

Çünkü faiz artışı, hem likiditeyi daraltarak talebi kısar; hem kur artışını frenler. Böylece fiyatlar üzerindeki aşırı talebi ve kurdan gelen maliyet baskılarını azaltır.

Faiz düşürmek veya dörtnala giden fiyatların bir gün duracağını umarak hiçbir şey yapmamak ise son beş ayda görüldüğü gibi yangına benzin dökmektir veya yanacak bir şey kalmayınca yangının söneceği gerçeği ile avunmaktır. Bunun bir avuç çıkarcı vurguncuya fırsat sağlayacağı doğrudur, ama ülkeye de iktidara da zararı katlanılamaz derecede büyüktür.

Aklı başında olan bir ekonomi yönetimin soracağı doğru soru ise bugün bence şudur: Peki, faiz kaç puan yükseltilmeli?

Enflasyonu ne kadar hızla dizginlemek istediğinize bağlı.

Bunca zamandır verdiğiniz gazla bugünlerde 200 km hızla giden aracın yakında tepe taklak olacağı söylendiğinde frene abanan şoföre benzemenin âlemi yoktur. Enflasyonu en kısa sürede durdurmak isterseniz, yüksek bir reel faiz vermeniz şarttır. Bu ise en az 35-40 puan civarında bir faiz artışı gerektirir ki böyle bir şok tedavisi fahiş derecede yanlış olur. Çünkü tedaviyi hastalık kadar sakıncalı hala getirmek acemi doktorun işidir. Şok tedavi, kanımca enflasyon ortamında faiz indirimi ve hatta Türkiye Ekonomi Modeli kadar mantığa aykırı düşer.

Aşırı gaz ve hız da, ani fren de tehlikelidir. Bir ekonominin tansiyonunu faiz düzeyi kadar, faizdeki değişikliklerin ölçüsü belirler. Ani ve hızlı değişiklikler, iktisadi faaliyetleri ve özellikle üretim sürecini hatta tüm toplumsal sistemleri normal koşullarda bile mahveder. Ayrıca dünyada bugün ciddi bir daralma riski de mevcut. Faiz artışını gerekli bulmakla birlikte, frene abanmanın tamamen yanlış olacağını düşünüyorum. Altı puanlık bir artış önerenleri bu nedenle gerçekçi bulmuyorum.

İki puanlık ve hatta daha düşük bir oranda artış, girilen yanlış patikadan çıkışın göstergesi olacaktır. Ekonomik gerçekler gerektirdiğinde faiz silahının kullanılacağını ve içine düşülen dogmatik saplantıdan kurtuluşu ima edecektir. Ülke ekonomisi öylesine dengesiz ve beklentiler o kadar kötümserdir ki böyle küçük işaret bile ciddi ölçüde olumlu etkiler yaratabilir.

Bu noktada, bu satırları sabırla okuyan herkes sormakta haklıdır:

Ekonomi yönetimi U dönüşü yapabilir mi?

Bence ihtimal çok yüksek değilse de mümkün.

Geçmişte bunun kadar büyük tornistan örneklerini sıkça gördük. Ama aşırı iyimserliğim sebebiyle bu kez de yanılıyorsam, karar organlarında aklın ve mantığın tatilden dönmediğini, üç haneli enflasyona gidişin hızlanacağını gösterir. Gelecek nesillerin ekonomik refahını biraz daha katlederken bir iktidarın tükenişine giden patikayı daha hızlı kat etmesi anlamına gelir. Tutarsızlıktır.

O durumda şu soru gelir akla:

Enflasyonda üç haneye hangi vadede varırız?

Aklın tatile çıktığı bir dünyada, bunun yanıtı kolay verilemez.

Bu sabah Putin ve Ukrayna meselesini irdeleyen bir Rus bilim insanının yazısını burada paylaşırken çarpıcı bulduğum bir paragrafını çevirdim. Onu da Facebook hesabıma koydum. Karar süreçleri ve akıl dışılık ile ilişkisi nedeniyle son söz olarak o paragrafı aşağıya alıyorum.

‘Bu seviyede bir yanılsama, gerçekten de daha önceki rasyonel ve hesapçı Putin'de, hatta otokratik eğilimlerinde bile beklenmedik bir şeydi. Bununla birlikte, savaş diktatörün mantığına uyar. Böyle liderlerin genellikle gerçeğe neredeyse hiç erişimi yoktur ve dünyayı zihinlerinde canlandırdıkları gibi görürler.’

Sorunun esası da budur zaten.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor