Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Gökhan TAŞPINAR
09 Ocak 2023Gökhan TAŞPINAR
246OKUNMA

Bütçe açığı ve cari açığın ülke ekonomisine etkileri ve buna ilişkin çözüm önerileri

Bütçe açığı ve cari açığın kaynağı

Ekonomilerde bütçe açığı ve cari açık çok önemli bir etkiye sahiptir. Makroekonomik denge kapsamında bütçe ve dış ticaret dengesi,  istikrar ve sürdürülebilirlik açılarından çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle de ülkemiz ekonomisinde 1980’lerden sonra ihracata dayalı büyüme modeli tercih edilmiş olmasına rağmen uzun bir dönemi incelediğimizde sık sık duyduğumuz bu kavramların Türkiye ekonomisinde nasıl etkiler gösterdiğini, olumsuz sonuçlara yol açtığını ciddi bir şekilde görmekteyiz.

Her ne kadar “Ricardo’nun Denklik Teoremi”ne göre bütçe açığı ve cari açık arasında paralel bir korelasyon olmadığı yönünde bir görüş olsa da Keynesyen geleneksel yaklaşıma göre; bütçe açıklarında ortaya çıkan bir artış, faiz oranlarında da bir artışı beraberinde getirmektedir. Yurt içi faiz oranlarının yurt dışı faiz oranlarından daha fazla yükselmesi sonucunda ise yurtdışından sermaye girişi hızlanmakta bu da revalüasyona yani TL’nin yabancı paralar karşısında değer kazanmasına yol açmaktadır. Türk Lirasının değer kazanması ise ithalat eğilimini arttırmak suretiyle cari işlemler dengesi açığında progresif bir artışa sebebiyet vermektedir. Başka bir deyişle; tasarruf açığı ve dış ticaret açığı arasındaki korelasyonda yurt içi özel sektör yatırımlarının tasarruflardan yüksek olması sebebiyle ihtiyaç duyulan kaynakların dış borçlanma ya da yabancı sermaye ile karşılanmasından dolayı yabancı sermaye girişi döviz arzını arttırmakta, bu da TL’nin değer kazanmasına sebebiyet vermektedir. Revalüasyon sonucunda ithalatın ihracata oranla daha ucuz hale gelmesi suretiyle artan ithalat talebinin dış ticaret açığına sebebiyet vermesi ikiz açığın kaynağını oluşturmaktadır. Kısaca;  bütçe ve dış ticaret dengesi arasındaki ilişki bilimsel literatürde ikiz açık hipotezi olarak tanımlanmaktadır.

Bu şekilde ifade edilen ikiz açık yanında üçüz açık hipotezinde ise tasarruf-yatırım açığı durumu söz konusudur. Bu teoriye göre özel sektör tasarruf yatırım dengesi ile kamu sektörü tasarruf - yatırım dengesi açısından yatırım harcamalarının tasarruf stokundan daha fazla artış göstermesi; tasarruf yatırım dengesinin bozulmasına dolayısıyla,  dış ekonomik dengenin de açık vermesine yol açmaktadır.

Sonuç olarak, tasarruf- yatırım, gelir-gider dengesindeki bozulma, cari açık ve bütçe açığını beraberinde getirecek, en sonunda ise ekonomik büyüme üzerinde negatif bir etki yaratacaktır ki bu konuda Dr. M. Eğilmez hocamız üçüz açığı  "dengesizliğin dengesi" şeklinde ifade etmekte ve bunu iç ekonomik dengeyi oluşturan iki dengenin de açık verdiği ve bunu dış açığın dengelediği bir durum olarak tanımlamaktadır

Yukarıda açıklanan üçüz açığın önemli faktörlerinden cari açığın GSYİH’ya oranı literatürde önemli bir öncü kriz göstergesi olarak kullanılmaktadır. Bu oranın %5’i aştığı ülkelerde cari açığın ülke ekonomisi için erken uyarı sinyalleri ve alarm verdiği düzeye ulaştığı kabul görmektedir.

Özellikle 1989 yılında Türkiye’nin uluslararası finansal işlemlerinde serbestliği gerçekleştirmesinden sonra Türkiye ekonomisi, dış ticaret açığı yüksek ülkeler arasında yerini almıştır. Doğrudan sermaye girişlerinin sınırlı kalması, yurt içi faiz oranlarının yüksek olması, literatürde “sıcak para” olarak adlandırılan kısa dönemli spekülatif sermaye ve portföy yatırımlarının girişleri ile birlikte Türkiye ekonomisinin bu konuda uzun yıllar önemli bir sorun yaşadığı görülmektedir.

Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere 2002-2014 yılları arasında cari açık veren Türkiye Ekonomisi, 2011 yılında 75 milyar USD’lik cari açık ve %9,69’luk cari açık/GSYİH oranı ile dünyada en fazla cari açık veren ilk ülkeler arasında yer almıştır.

Bütçe açığı ve cari açığın ülke ekonomisine etkileri ve buna ilişkin çözüm önerileri

Sonuç ve öneriler

  1. kısımda detaylı olarak aktardığımız gibi bütçe dengesinin ve cari dengenin aynı anda açık verdiği duruma “İkiz Açık”, buna tasarruf yatırım dengesinin bozulması sebebiyle ortaya çıkan açığın da eşlik  ettiği duruma “Üçüz Açık” denilmektedir.

Türkiye’de yurt içi tasarruf hacminin yeterli olmaması, ekonominin temel sorunlarından biridir. Tasarruf açığının kamu sektörü eliyle giderilmesine ilişkin vergi gelirlerinin söz konusu açığı karşılayamaması sebebiyle özellikle 1980-2000 yılları arasında borçlanma yoluna gidilmiş, bu da faiz oranlarını yükselttiği için kamu harcamalarında artış ve dolayısıyla bütçe açığına sebebiyet vermiştir. Aynı zamanda yüksek faiz, yurtdışından sıcak para girişini ve sermaye hareketlerini cazip hale getirmiş, bu da döviz kurlarını baskılayarak Türk Lirasını daha değerli hale getirmiştir. Bu dönem sonunda ise bankacılık krizinin yaşanması ile ülke ekonomisinde ciddi kayıplar ortaya çıkmıştır.

Cari açıktaki yüksek ve tehlike arz eden açık ekonomi sürecinin devam ettiği bu konjonktürde, cari açığın makul düzeye çekilebilmesinin yolu, bütçe açıkları ile tasarruf-yatırım açıklarını kontrol altına almaktan geçmektedir. Bu anlamda üçüz açığın ekonomiye etkilerinin azaltılması yönünde uygulanabilecek politika ve alınması gereken önlemler aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

  1. Cari açığın azaltılması yönünde yürütülen ekonomi politikalarında bütçe ve tasarruf-yatırım açıklarının kontrol altına alınması yönünde maliye politikaları önem arz etmektedir. Ancak burada önemli bir nokta, kamu harcamalarının kısılmasının doğrudan yatırımları azaltması ya da vergi gelirlerinin arttırılması suretiyle ekonomide daraltıcı etkilerinin olacağı göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla cari harcamaların azaltılması, ekonomik verimliliği artırıcı teşvikler, özellikle de yüksek teknoloji ürünleri içeren ihracatı arttıracak vergi ve teşvik politikaları önem arz etmektedir.
  2. Tüketim harcamalarının tasarruf-yatırım dengesini bozacağı ve enflasyonist süreci körükleyeceği öngörüldüğünden selektif bir faiz politikasıyla, tüketici kredi faiz oranlarının arttırılması, doğrudan yatırımların teşvik edilmesi yönünde ise yatırım kredi faiz oranlarının düşürülmesi de öneriler arasında gösterilebilir.
  3. Doğrudan yatırımlar için büyük önem ifade eden sermaye birikiminin artırılması yönünde yurt içi tasarrufları artıran, teşvik eden politikalar da etkin politikalar arasında sayılabilir. Özellikle son 3 yıllık dönemde ülkemize gelen 17,7 milyar USD’lik doğrudan yabancı yatırımın %80’lik kısmının gayrimenkul yatırımı olduğu göz önünde bulundurularak, üretim ekonomisinin kapasitesini artıracak özellikle de imalat sanayiyi destekleyecek ve ülkemizin enerji açığını kapatacak doğrudan yatırımların teşvik edilmesi adına yatırım indirimleri, doğrudan yatırımları teşvik edici vergi politikaları ile faiz politikalarının uygulanması da destekleyici öneriler arasında sayılabilir.
  4. 2022 yılı itibariyle dış ticaret açığının 110 milyar USD’yi aşması; ihracatı teşvik edici sanayileşme stratejileri kapsamında son yıllarda ülkemizde uygulanan karşılaştırmalı üstünlüklere dayalı sektörlerin desteklenmesini içeren politikaların daha etkin şekilde uygulanmaya devam edilmesinin önem derecesini daha da arttırmıştır.
  5. Devlet tarafından %30 devlet katkısı ile bireysel emeklilik sisteminin teşvik edilmesi, yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması suretiyle tasarrufu teşvik edici, dolayısıyla yurt içi tasarrufların artırılması yönündeki mevcut uygulamalar da üçüz açığın etkilerinin azaltılmasına ilişkin uygulama ve düzenlemelere örnek olarak gösterilebilir.
  6. Ayrıca cari açığa önemli etkide bulunan, teknoloji yatırımlarının dışarıdan ithal edilmesi yerine ülkemizde savunma sanayi, 5G teknolojisi, teknolojik araç-gereç, ekipman, donanım ve yazılım ile inovasyon ve girişim sermayelerine ilişkin yatırımlar yapılması, teknokentlerde teknolojik ar-ge üsleri kurulması ve bu yönde AR-GE çalışmaları yapılması, doğal kaynakların etkin şekilde kullanılması da cari açığın dolayısıyla üçlü açığın negatif etkilerinin giderilmesi yönündeki etkin çalışmalara örnek gösterilebilir.
  7. Bütçe açığının azaltılması yönünde gereksiz kamu harcamalarının kısılması, kamu yönetiminde gereksiz harcamaların önüne geçilmesi yönünde tedbirler alınmak suretiyle maliye politikası araçlarından kamu harcama politikasının etkin şekilde bu anlamda kullanılabileceği görüşündeyim.
  8. Halihazırda uygulanan dezenflasyon politikalarını destekleyecek nitelikte ve aynı zamanda resesyona sebebiyet vermeyecek şekilde üretimi destekleyecek arz yönlü ekonomi politikalarının uygulanmasının da yararlı olacağı kanaatindeyim.
  9. Ülkemizde imalat sanayinin kalkınmış ekonomiler düzeyine ulaşmasını teminen; “düşük katma değerli & emek yoğun ürünler” yerine, “ileri teknolojili & sermaye yoğun ürünler” üretilmesi için doğrudan yatırımların buna yönelik kanalize edilmesi ve “ ileri teknolojili & sermaye yoğun ürünler”in ihracatının artırılmasının dış ticaret açığını azaltan etkiyle birlikte sürdürülebilir ekonomik büyümeye ivme kazandıracağı görüşündeyim.

(1) İPEK,E., KIZILGÖL,Ö.  Türkiye Ekonomisinde Üçüz Açık, Ege Akademik Bakış Dergisi Temmuz/2016
(2) KAYA, M, Türkiye’de Cari Açık Sorunu ve Nedenleri, Dicle Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi/2016
(3) AYDIN,B; AFSAL, M.Ş. Türkiye’de İkiz Açık Hipotezi: Toda-Yamamoto Nedensellik Yaklaşımı, Uluslararası Ekonomi, İşletme ve Politika Dergisi/2018
(4) Dr. EĞİLMEZ,M. “Türkiye’de Makro Ekonomik Denge”,Temmuz/2012
(5) Dr. EĞİLMEZ,M, “İkiz Açık, Üçüz Açık”, Ekim/2012
(6) PARASIZ,İ. “Makro Ekonomi Teori Ve Politika,1996
(7) Ejder,H; CAŞKURLU,E, “Makroekonomik Dengede Üçüz Açık Sorunu: Türkiye İçin 1975-2015 Dönemi ARDL Model İle Tahmin Edilmesi”, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi  Sayı: 1 Haziran/2020,
(8) Dr, Bakkaloğlu, A. “Türkiye Ekonomisinde Sanayileşme”,  Sakarya İktisat Dergisi Cilt 10, Sayı 1, 2021
(9) Dış Ticaret Bakanlığı, Dış Ticaret Veri Bülteni Aralık 2022 

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor