Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Cem SEFEROĞLU
Cem SEFEROĞLU
1118OKUNMA

Batının yeni ekonomik silahı: “Gri ya da kara liste”

Bugünlerde gündemde sıklıkla yer alan ülkelerin gri veya kara listeye alınması ne anlama gelmektedir? Ülkeler bu listeye hangi amaçla alınmaktadır? Bu listeler oluşturulurken arka planda yazılı olmayan başka hususlar mı amaçlanmaktadır? Biraz da dünyada yaşanan gelişmeler ışığında bu konuyu değerlendireceğiz. Ayrıca kara paranın bu denli yoğun olduğu bir yüzyılda gelişmiş ülkeler bu listede neden yer almamaktadır? Bu da düşünmemiz gereken başka bir husustur.

Kısa tanımlarla konuyu açıklayacak olursak FATF (Mali Görev Eylem Gücü ), OECD’ye bağlı olarak ana omurgasını (Gelişmiş Ülkeler) G-7 ülkelerinin oluşturduğu 1989 yılında kurulan hükümetler arası bir organizasyondur.

Gri liste nedir?

Ülkeler, kara para aklama ve terörle mücadele finansmanına karşı rejimlerindeki stratejik eksiklikleri gidermek için FATF ile birlikte çalışır. Gri listenin temel amacı, üye ülkeyi, belirlenen stratejik eksiklikleri üzerinde anlaşmaya varılan zaman dilimlerinde hızlı bir şekilde ele almayı taahhüt ettiği artan izlemeye tabi tutmaktır.

Kara liste nedir?

FATF, kara para aklama ve terör rejimlerinin karşı finansmanında yetersiz görülen ülkeleri belirler. FATF, yüksek riskli olarak tanımlanan tüm ülkelerin tüm üyelerine çağrıda bulunur ve tüm yargı bölgelerini gereken özeni göstermeye teşvik eder. Ciddi vakalarda, ülkelerden uluslararası finansal sistemin devam etmesini sağlamak için karşı önlemler almaları isteniyor. Buna FATF AML eksik listesi de denir. Kara listeye alınan bir ülke, bir FATF üyesi tarafından ekonomik yaptırımlara tabi olabilir. Örnek olarak, Kuzey Kore ve İran, FATF Kara Listesi’ndeki ülkelerdir.

FATF’ın Çalışma Şekli ve Türkiye’nin Durumu

FATF’ın amacı; Kara para aklama, terörün finansmanı, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanıyla ve uluslararası finansal sistemin bütünlüğüne yönelik diğer tehditlerle mücadele için standartlar belirlemek ve yasal, düzenleyici ve operasyonel tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasını teşvik etmektir. FATF, ayrıca, diğer uluslararası paydaşlarla işbirliği halinde uluslararası finansal sistemin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla ulusal düzeydeki zayıf noktaları tespit etmeye çalışmaktadır. Bu tedbirler ve araştırmalar sonucunda küreselleşen dünyada terör ve diğer yasadışı faaliyetlerden elde edilen paranın takibini sağlayıp ilgili ülkelere durumu bir raporla sunup gerekli tedbirleri almalarını sağlamaktadır.

Yılda 3 kere toplanan FATF genel kurulu kendi iç organlarının hazırladıkları (Gri ya da kara listeye giren ülkelerle ilgili) raporları ilgili ülkelerle paylaşıyor. Daha sonra ülkelerden gelen çalışmalar sonucunda hazırlanan raporlarla üye ülkenin gri ya da kara listeden çıkıp çıkmaması hakkında kararlar alınıyor. Maalesef ülkemiz de 2021 yılında bu listeye alınmıştır.

Fakat yakın zamanda ülkemizin bu listeden çıkacağına inancımız tam; zira FATF, Haziran 2023’te Türkiye için yeni bir Takip Raporu yayımladı. Bu rapora göre, tavsiyelere uyumsuz olarak “NC” ile derecelendirilen herhangi bir başlık kalmadı. Türkiye, 25 tavsiyeye büyük ölçüde uyumlu ve 14 tavsiyede uyumlu olarak değerlendirildi. Yalnızca bir tavsiye, “Yeni Teknolojiler İçin İlave Önleyici Tedbirler” başlığı, kısmen uyumlu olarak notlandı. Bu konuda da ilgili kurullar yoğun çalışmalar sergileyip yakın zamanda sonuç alınacağı kanısındayım.

Peki, bu Kurulun (FATF) kararlarının ülkeleri bağlayıcılık konusunda etkisi nedir?

FATF’ın bu kararları her ne kadar hukuki olarak bağlayıcılığı olmasa da tavsiye niteliğindedir. Fakat bu tavsiye niteliğindeki kararlar ülkelerin OECD ve dolaylı yoldan da Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonuyla olan ilişkilerini etkilemektedir. Çünkü dünya ölçeğinde yatırım kuruluşları bu kurumların tavsiye raporlarını esas alarak yatırımcılarını o ülkelere yönlendirmekte ya da yatırımlarını bu raporlar doğrultusunda geri çekmektedir. Bunun dışında diğer bir etkisi de CDS’lerin düşmesini sağlaması ve Kamu ve özel kuruluşların uluslararası alanda borçlanma maliyetlerini düşürmesidir.

Güncel örnekle konunun değerlendirilmesi

Yazımıza güncel bir ülke örneği ile devam edecek olursak 20 Ocak 2024 tarihli The Guardian gazetesinde yayımlanan ‘Çığır açıcı mevzuat uyarınca tek bir şirkete vergi kaçakçılığı nedeniyle suçlamada bulunmadı’ haberini incelememiz yeterli olacaktır. Yayınlanan bu haberde İngiltere de 2017 yılından beri vergi kaçakçılığına herhangi bir ceza uygulanmamıştır. Diğer bir ilginç nokta ise vergi kaçakçılığının kaynağının ülkeye gelen kara paradan mı yoksa ülkedeki yasadışı faaliyetinden mi kaynaklandığına dair de hükümetin ya da ilgili kurumların bir cevaplarının olmamasıdır. Belki de nedeni bizim tahmin ettiğimiz cevabı vermek istememeleridir.

Yine ilgili haberde İngiltere’nin vergi kaçakçılığı cezalarını yeterince uygulayamadığı da anlaşılmaktadır. Bunun sebebinin ise vergi kaçakçılığını yapan şahıs/kurumların varlıklı kişilerden oluştuğu bu kişilerin de yapılan soruşturmalar da hukuki haklarını kullanarak sistemi çalışamaz hale getirmesidir. Ayrıca yargılamanın da uzun sürmesi nedeniyle vergi yönetimi bu şahıs/kurumlara verdiği vergi kaçakçılığı cezalarını uzlaşma yoluyla çözüme kavuşturmaktadır. Dolayısıyla vergi kaçaklığıyla İngiltere’nin bu denli gönülsüz mücadele etmesi hiç şüphesiz ki (İngiltere’nin de kurucusu olduğu ) FATF’ın düzenlemiş olduğu gri ya da kara listeleri de sorgulamamıza neden olmaktadır.

Toparlayacak olursak, küreselleşen dünyada kara parayı fiziki olarak taşımak artık imkansız hale gelmiştir.19 ve 20. yüzyılda ünlü ressamların tabloları, tarihi eser ve mücevheratla seyahat eden kara para artan teknolojiyle birlikte artık farklı kimliklere bürünerek ülkeler arasında seyahat etmeye başlamıştır. Kripto para bunun en güncel örneği diyebiliriz. Bir diğer kara para transfer yönetimi ise sosyal medya (Tik-Tok vb.) üzerinden bağış adı altında yapılan ödemelerden oluşmaktadır. Ülkemizde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile Hazine ve Maliye bakanlığının ilgili kurulları arasında yapılan bilgi alışverişinin yaygınlaşmasıyla birlikte kara paranın tespiti kolaylaşmaktadır. Ayrıca bu kurulların yıllık faaliyet raporlarını incelediğimizde ise vergi kaçakçılığıyla yapılan mücadelenin yıldan yıla artığını görüyoruz.

Netice itibariyle dünyadaki haber akışlarını takip ettiğimizde, gelişmiş ülkelerin vergi kaçakçılığıyla mücadelede gösterdikleri zafiyet haberlerini her geçen gün artarak okumaktayız. Çünkü büyüyen kayıt dışı ekonomi, bölgesel savaşlar ile gelişen teknolojiyi birlikte dikkate aldığımızda elde edilen yasa dışı gelirler günden güne artmakta ve kendilerine güvenli bir ülke aramaktadır. Bu sebepten gelişmiş ülkelerin nihai amacı belki de FATF aracılığıyla kara paranın kontrol altında tutulması ve İngiltere örneğinde olduğu gibi kara paranın ülkelerine göç etmesini istemeleridir.

(1) HMRC has not charged a single company over tax evasion under landmark legislation | HMRC | The Guardian
(2) 
https://ms.hmb.gov.tr/uploads/sites/12/2021/02/FATF-Tavsiyeleri-2012.pdf

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor