Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Mükellef Hakları

Murat OBAY
27 Haziran 2022Murat OBAY
546OKUNMA

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin vergi borçlarından doğan sorumlulukları

Kısa yazımızda, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin vergi hukukundan kaynaklı alacaklardan sorumluluklarının sınırları açıklanmış, yönetim kurulu üyelerinin hangi hallerde bu sorumluluklarının sınırlandığına değinilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluk halleri çeşitli maddelerde belirtilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin, şirketi kusurları ile zarara uğratmaları halinde sorumluluklarına şirket veya pay sahiplerince gidilebilecektir.

Yazımızın konusu olan vergisel sorumluluk meselesine geldiğimizde ise, bilindiği gibi her tacir defter tutmak ve iktisadi durumlarını belgelemek zorundadır. Anonim şirketlerde ise bu kayıtların tutulması yükümlülüğü yönetim kuruluna devredilemez bir şekilde ait kılınmıştır.

Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde tüzel kişilerin sorumluluğu “…bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.” denilerek kanuni temsilcilere yüklenmiştir. Kanuni temsilcinin şirket ortağı olması gerekmemektedir. Burada dikkat edilecek husus yönetim kurulu üyelerinin şirketi temsile yetkili kılınmış olup olmadığıdır. Peki bu hususun tespiti nasıl yapılacaktır. TTK 367/2 maddesi: “Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.” hükmü gereği, temsil yetkisi murahhas üye veya görevlendirilmiş müdürlere bırakılmamış ise tüm yönetim kurulu kanuni temsilci sıfatını taşıyacak ve vergi borçlarından tüm malvarlıklarıyla sorumlu olacaklardır. Dolayısıyla kanuni temsilcilerin belirlenmiş ve Türk Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş olması halinde, temsilci sıfatını taşımayan yönetim kurulu üyeleri sorumluluk içinde olmayacaklardır.

Sorumlu olanların ise zaman bakımından sorumluluğu, vergisel ödevin doğduğu sırada değil, ödevin yerine getirilmesi gerektiği sırada görevde olup olmamalarına bakılarak belirlenecektir. Bu hususa ilişkin Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun E. 1999/131 - K. 1999/505 sayılı ve 26/11/1999 tarihli kararında şu değerlendirme yapılmıştır: “Yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi indiriminin kabul edilebilmesi için yasal defterlere kayıtlı olduğunun kanıtlanması yükümlülüğü, yönetim kurulundan fiilen ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan davacıya değil faaliyeti sürmekte olan şirkete aittir.

Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki şirket temsilcileri tarafından yerine getirilmesi gereken defter ve belge ibraz etme ödevinin davacı tarafından yerine getirilmediğinden bahisle yapılan tarhiyatta davacının kasıt ve ihmali bulunduğundan söz edilerek Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca şirketten alınamayan vergi ve cezalardan sorumlu tutulması hukuka uygun bulunmamaktadır.”

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor