Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Makaleler

Yavuz AKBULAK
Yavuz AKBULAK
310OKUNMA

Türk hukukunda “Tacir ve esnaf” ayrımı

Tacir Kavramı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun [TTK] 11’inci maddesine göre, “ticari işletme”, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir(1). Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.

Bu düzenleme ile ticari işletme tanımlanmış ve ticari işletmenin koşulları aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

  • Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlama,
  • Faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütülmesi.

TTK m.12 uyarınca, bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye “tacir” denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.

Diğer taraftan, küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu olur [TTK m.13]. Yine, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır [TTK m.14].

Türk hukukunda “Tacir ve esnaf” ayrımı

Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar [TTK m.16](2).

Esnaf Kavramı

TTK m.15 uyarınca, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan(3) ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır(4). Ancak, tacirlere özgü 20 (“ücret isteme hakkı”) ve 53’üncü (“işletme adı”(5)) maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950’nci maddesinin ikinci fıkrası (“Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.”) hükmü bunlara da uygulanır.

Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımı

Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Karar’daki Hüküm

Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Karar’ın(6)“Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı” başlıklı 1’inci maddesi şöyledir:

“(1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12’nci ve 17’nci maddelerinin uygulaması bakımından;

  1. Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazetede yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177’nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkârlar odalarına kaydedilmeleri,

Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,

    b. 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri,

kararlaştırılmıştır.”

Yukarıdaki hükümde yer alan “esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katı” ifadesi dikkate alınırken nasıl bir hesaplama yapılacaktır?

Vergi Usul Kanunu’ndaki Hüküm

Malum, Vergi Usul Kanunu m.176 uyarınca, tacirler, defter tutma bakımından iki sınıfa ayrılır:

  • I’inci sınıf tüccarlar(7), bilanço esasına göre;
  • II’nci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre;

defter tutarlar.

VUK’un “Birinci sınıf tüccarlar” başlıklı 177’nci maddesine(8) göre, aşağıda yazılı tacirler(9), I’inci sınıfa dâhildirler:

  1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2.000.000 TL) lirayı aşanlar;
  2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (690.000 TL) lirayı aşanlar;
  3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (1.400.000 TL) lirayı aşanlar;
  4. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukardaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.);
  5. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzelkişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkân veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.);
  6. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler.

Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Hesaplama

2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının “Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı” başlıklı 1 inci maddesinin (a) bendine göre yukarıda verilen (1) ve (3) numaralı bentlerdeki nakdi limitlerin yarısı, (2) numaralı bentte yazılı nakdi limitin tamamı belirlenir:

  • 1 numaralı bentte yazılı işleri yapanlardan yıllık mal alımlarının tutarı 700.000 TL’yi veya mal satışlarının tutarı 1.000.000 TL’yi,
  • 2 numaralı bentte yazılı işleri yapanlardan bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 690.000 TL’yi,
  • 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 700.000 TL’yi aşmayanların “esnaf ve sanatkâr” sayılması

Altı katına bakılması gereken tutarlar bunlardır. Yani;

  • 1 numaralı bent kapsamında faaliyet gösteren kişi için 700.000 TL veya 1.400.000 TL’nin 6 katı
  • 2 numaralı bent kapsamında faaliyet gösteren kişi için 690.000 TL’nin 6 katı
  • 3 numaralı bent kapsamında faaliyet gösteren kişi için 700.000 TL’nin 6 katı

hesaplanır.

Türk hukukunda “Tacir ve esnaf” ayrımı

(Yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir. Yazı, 7 Mart 2024 itibarıyla geçerli mevzuat dikkate alınarak hazırlanmıştır.)

(1) 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192’nci maddesiyle burada yer alan “Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir” ibaresi “Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Bu madde, mülga 6762 sayılı Kanunun 18’inci maddesinin tekrarıdır. Dil yenilemesi dışında büyük bir değişiklik yapılarak önemli bir boşluk doldurulmuştur. Şöyle ki, amacına varmak için ticarî işletme işleten tüzel kişiler arasına “vakıflar” da konulmuştur. Uygulamada vakıflar, derneklere oranla daha fazla ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren ticarî işletmeler işletmektir. Bunların da işlettikleri bu ticarî işletmeler dolayısıyla tacir sayılabilecekleri sonucuna yorum yolu ile varılabilir. Ancak, uygulaması bu kadar fazla olan vakıfların Tasarıda yer almaması doğru olmaz. Bu gerekçelerle birinci fıkraya “vakıflar” da eklenmiştir (TTK m.16, Gerekçesi).
(3)Bu madde, mülga 6762 sayılı Kanunun 17’nci maddesinin tekrarıdır. Sadece TTK’nın 11’inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğe uygun olarak “kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan” ibaresi metinden çıkarılmış, bunun yerine, 11’inci maddenin ikinci fıkrasına gönderme yapılmıştır. Ayrıca, mülga 6762 sayılı Kanundaki göndermeler yenilenmiştir (TTK m.15, Gerekçesi).
(4) Esnaf, 5362 sayılı Kanun’un 3(a) maddesinde ise, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler şeklinde tanımlanmıştır. [Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu, Kanun Numarası: 5362, Kabul Tarihi: 07.06.2005, RG 21.06.2005/25852]

Diğer taraftan, Esnaf ve Sanatkârlar Sicili Yönetmeliği’nin 23’üncü maddesi uyarınca, esnaf ve sanatkârlar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren durumlarını otuz gün içinde bağlı bulundukları sicile tescil ve sicil gazetesinde ilan ettirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğü yerine getirmediği tespit edilenler birlik tarafından ruhsat vermekle yetkili ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilir. İlgili kurum ve kuruluşlar, sicil kaydı yapılana kadar bunların faaliyetlerini durdurur. Esnaf ve sanatkârların meslekî faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili odaya kaydedilmeleri için sicile kayıt yaptırmaları şarttır ve sicile her bir meslek için ayrı kayıt yapılır. Sicilin çalışma bölgesi içerisinde bir esnaf ve sanatkârın aynı meslek kolu ile ilgili birden fazla işyeri açması halinde, açılan diğer işyerleri şube olarak adlandırılır. Şube açılması ve kapanması tescil edilmiş hususlarda değişiklik olarak değerlendirilir. Tescil, bir hususun sicile geçirilmesini ifade eder ve kural olarak istem üzerine yapılır. Resen, yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır. Tescil edilecek bütün kayıtların doğrulayıcı belgelere dayanması esastır. Kayıtların dayanağı olan belgeler yazılı şekilde veya elektronik imzalı olarak elektronik ortamda müdürlüğe verilir. ESBİS (Esnaf ve Sanatkârlar Bilgi Sistemi) ortamında elektronik olarak teyit edilecek bilgiler için ayrıca yazılı bir belge aranmaz. Mahkemelerin bir hususun tesciline ya da şerh düşülmesine ilişkin kararını alan müdürlük, bu kararı tescil eder ya da şerh düşer. Bir hususun şerh düşülmesi, ESBİS üzerinde söz konusu tescilin yanına açılacak şerhler sütununun doldurulması suretiyle gerçekleşir. [Esnaf ve Sanatkârlar Sicili Yönetmeliği, RG 14.12.2018/30625]

(5)İşletme sahibi ile ilgili olmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan adların da sahipleri tarafından tescil ettirilmesi gerekir.
(6) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Karar, Dayandığı Bakanlar Kurulu Kararı: 18.06.2007-2007/12362, RG 21.07.2007/26589.
(7)‘Tüccar’ ibaresi, ‘tacirler’ manasında olmakla beraber; VUK metninde mükerrer çoğul ibaresi kullanılmış olup işbu yazıda kanun metnine sadık kalınmıştır.
(8) Bu maddede yer alan parantez içi tutarlar, 30.12.2023 tarihli ve 32415 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığının (Gelir İdaresi Başkanlığı) 556 Sıra No.lu Tebliği ile 01.01.2024 tarihinden geçerli olmak üzere tespit edilen miktarları ifade eder.
(9) VUK m.178’e göre, aşağıda yazılı tüccarlar II’nci sınıfa dâhildirler:
-177’nci maddede yazılı olanların dışında kalanlar
-Kurumlar Vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Hazine ve Maliye Bakanlığınca müsaade edilenler.
Yeniden işe başlayan tüccarlar yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar II’nci sınıf tüccarlar gibi hareket edebilirler.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor