Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Özlem EKMEKÇİ
21 Ocak 2022Özlem EKMEKÇİ
410OKUNMA

Türk Eximbank E. Genel Müdürü Adnan Yıldırım: Faiz Kararları İstikrarlı Olmalı

Vergialgı Twitter sohbet odasında, Vergialgı gönüllü ekonomi gazetecilerinden Berkay Karakaya ve Serhat Aktaş’ın sorularını cevaplayan Adnan Yıldırım Merkez Bankası Faiz kararını değerlendirdi.

Türk Eximbank E. Genel Müdürü Adnan Yıldırım, Para Politikası Kurulunun haftalık repo (politika) faizini sabit tutarak bir önceki faiz kararına ilişkin açıklamada pandemi riskini ele alırken şimdiki açıklamasında jeopolitik riskleri ele aldığını ifade etti.

Para Politikası Kararı ile Türk lirasını önceliklendiren uygulamaların olacağı vurgulandı

Merkez bankası, her faiz kararında farklı bir unsuru öne çıkardığı için bir sonraki ayı öngörmek zor. Belli bir vade için öngörülebilir olması, döviz hesaplarından TL mevduatlarına geçilmesinde 3 aydan başlayan istikrar politikaları gibi belirli bir süre söylenenlerin arkasında durularak istikrarın sağlanması, bir önceki söylemin anlamını yitirmiyor olması gerekir. Sonuç itibariyle orta vadeli 3 yıllık programlar var bu ve hedeflerin gerçekleşmesi için orta ve uzun vadeye yönelik yaklaşımlar sergilenerek açıklamaların kalıcı ifadeler içermesi gerekir. Merkez bankasının görevi fiyat istikrarını sağlamaktır ve bunu da yaparken tabi ki hükümet politikalarıyla uyumlu gerçekleştirecektir.

Dolar kuru, ekonomide Çin modelinin de öne çıkartılmasıyla ekim ayında 8 TL seviyelerinden kasım ayında 18 TL seviyelerine geldi. Kur korumalı TL vadeli mevduat ile düşen döviz kuru herkesin aklında düşmüş haliyle bile bir hayli yükseldi. Her ne kadar milli paramız Türk lirası olsa da ihracata dayalı politikaların başladığı, Türkiye ekonomisinin dünyaya açıldığı 1980’lerden beri döviz önemlidir. Son zamanlarda özellikle 2018 sonrasında tasarruf aracı olarak da önem arz etmektedir. 

Reel sektörde finansmana erişim ve finansman maliyetleri ciddi bir sorun

Yüksek enflasyon ve yüksek zamlar 2022’de de yüksek enflasyonla devam edileceği anlamına geliyor. Bir de kur değişimi söz konusu ve enflasyona etkisini de göreceğiz. Bunun dışında gıda ve tüketici enflasyonu tarafında finansmana erişim zorluğu ve finansmanda yaşadığımız sıkıntılar nedeniyle enflasyonda 2022’nin ilk yarısında yüksek seyredeceği, 2021 yıl sonunun gerisine düşmeyip hatta ilerisinde olacağı bir durum görünüyor. Bunu TÜİK ’in açıklamalarında göreceğiz. Enflasyon sorunu çift haneli ve yükselmeye devam eden bir enflasyon sorun.

Reel sektörde finansmana erişim ve finansman maliyetlerinde ciddi bir sorun var. Dövizden TL ye geçiş konusu tartışma aşamasında olmakla birlikte TL vadeli mevduat hesaplarında kalmak, vade sorunu olsada daha sıcak bakılan bir enstrüman.

Döviz rezervlerinin artmadığı, sadece içerideki döviz hareketleri ile politika ve uygulamaların yönlendirilmeye çalışılması, önümüzdeki dönem döviz yükümlülüklerini, döviz kredileri, ithal girdini, ihtiyaç duyulacak dövizlerde karşılanacağı düşüncesi reel sektörde endişe yaratıyor.

Swap anlaşmaları dış ticaret yükümlülüklerimizi yerine getirmede etkili değil

Merkez bankasındaki döviz pozisyonu brüt 109.8 milyar dolar rezerve sahip Swaplar düşüldükten sonra-56.7 milyar TL.

Swap portföyümüzün en büyük rakamı Katar 15 Milyar dolar, Çin 6 Milyar dolar, Güney Kore 2 milyar dolar ve 4 milyar dolar ile BAE oluşturmaktadır. Dolar cinsinde ifade edilse de bunlar iki taraf ülkenin kendi para birimleri cinsinde olduğu için net rezerv ve dış ticaret yükümlülerimizde etkili olmayan anlaşmalardır. Bu ülkelerle gelişimimize moral ve motivasyon katmaktadır.

Dövizden TL ye geçiş çok kabul görmese de TL de kalındığı, ilk etapta gerçek kişilere yönelik olan kur korumalı mevduat hesaplarına bu sefer tüzel kişilere de yönelik bir destek programı açıkladı. Meclis genel kurulunda kabul edilen karara göre tüzel kişilerin döviz hesaplarından TL mevduatına geçmeleri durumunda, kur farkının kurumlar vergisinden istisna edilerek vergisel avantajlar sağlanacak.

Karar alınırken şeffaf olmalı ve reel sektör de göz önünde bulundurulmalı

Orta ve uzun vadeli kaynak planlama sorunumuz var. Üretim planlaması, kaynak maliyetine bağlıdır. Bunu sağlamadığınızda pek çok şeyi riske atıyorsunuz demektir. Sonuç itibariyle ihracatçı dövizin geldiği gün kaçtan Türk lirasına çevireceğini tahmin edemezse, dövizde dalgalanma devam ediyorsa, yüksek enflasyon üretim maliyetlerini zorluyorsa, finansmana erişimi zorluyorsa ihracatı riske atıyorsunuz demektir. Karar alınırken şeffaf olmalı ve reel sektör de göz önünde bulundurulmalı.

Kurda istikrarı sağlamalı, dış kaynak ve doğrudan yabancı yatırımlara çaba harcanmalı

Fed ve Avrupa merkez bankasının faiz artışı sürecine girmesi ve varlık alımlarını kısıtlaması bizim ve gelişmekte olan tüm ülkeler açısından olumsuzdur. Doğrudan yabancı yatırımlar ya da dış kaynaklar açısından baktığımızda pozitif bir görünüm almak zorundayız. Bu nedenle önce enflasyondan başlayarak kurda istikrarı sağlamalı ve dış kaynak konusunda, sadece cari açık kapatma ve döviz gelirinin ötesinde dış kaynak ve doğrudan yabancı yatırımlar konusunda daha fazla çaba gerektiren bir dönem. Geçmişteki hataları tekrarlamadan doğru politikalarla ekonomik performansımızı sürdürmek ve büyüme sağlayarak arttırmak zorundayız.

Fabrika ayarlarına geri dönmeli

Türkiye sonuç itibariyle G20 ülkesi olarak dünyanın her yerinde ticaret, proje ve yerinde iş yapabilen bir ülke. Lokasyon avantajlarına sahibiz. Geçmiş dönemde yaşadığımız finansal dalgalanma ve ekonomik sorunlardan çok hızlı bir şekilde çıkabileceğini düşünüyorum. Bunun için iyi günlerimizdeki fabrika ayarlarına geri dönmemiz; hukukun üstünlüğü, liyakat, öngörülebilirlik, şeffaflık, uluslararası iyi ilişkiler, bağımsız güçlü kurumlar doğrultusunda beklentilerimizi karşılayabiliriz. Döviz rezervi ve finansmanında doğru politika ve uygulamalarla sorunların üstesinden gelebiliriz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor