Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Erhan VARLI
Erhan VARLI
1005OKUNMA

Sosyal içerik üreticilerinin kazançlarının gelir vergisi istisna haddini aşması durumunda Katma Değer Vergisinin Durumu

Günümüz dünyasında sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla bu mecradan elde edilen kazançların vergilendirilip vergilendirilemeyeceği, vergilendirilecekse bu konuda hangi kıstasların uygulanacağı hususu da mali alanda uzun süreler tartışma konusu olmuştur.

Özellikle Covid-19 pandemisi süreciyle birlikte sosyal medya günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş, tüketicilerin yaşam ve harcama tarzları büyük değişime uğramıştır. Bu kapsamda e-ticaret önemli bir konuma erişmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak sosyal medya endüstrisi oluşmuş, başta ‘z kuşağı’ olarak adlandırılan nesil olmak üzere hiç de azımsanmayacak bir kitle sosyal medya platformları üzerinden gelir elde etmek suretiyle hayatlarını idame etmeye başlamıştır. Bu vesileyle youtuber, tiktoker, blogger, vlogger gibi ‘mesleki’ kelimeler türemiştir.

Yine bu gelişmelere paralel olarak sosyal medya platformları ve mobil uygulamalar ticari hayatın neredeyse tüm alanlarına yayılmıştır. Hal böyle iken endüstri haline geldiğini belirttiğimiz bu alanda mali idarenin bir takım yasal düzenlemelere gitmesi de kaçınılmaz olmuştur. İşte tam da bu noktada sosyal içerik üreticilerinin ve mobil uygulama geliştiricilerinin elde ettiği kazançların vergilendirilmesi sırasında gelir vergisi ve katma değer vergisi tatbik edilirken kafa karıştıran bir hususa dair açıklama yapmak bu çalışmanın meramını oluşturmaktadır.

Bu kapsamda önce mezkûr kazançlara ilişkin olarak ilk etapta 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda, akabinde 3065 sayılı Katma Vergisi Kanununda yapılan düzenlemelere yer verilecek en sonunda gelir vergisi istisna haddinin aşılması suretiyle istisna şartlarının kaybedilmesi durumunda katma değer vergisi istisnasının etkilenip etkilenmeyeceği açıklanarak bu konuda genel bir değerlendirme yapılacaktır.

Sosyal medya üzerinden elde edilen kazançların vergilendirme usulü

Sosyal medyanın bir gelir kapısı haline gelme sürecinin başlarında (2019 ve 2020 yıllarında) mali otorite bir takım denetlemeler yapmak suretiyle bu sektörün kayıt altına alınarak vergilendirilmesi için idari işlemler tesis etmiştir. Bu denetleme sürecinde düzenleme ihtiyacı hasıl olduğu için 7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Gelir Vergisi Kanununa 20/B maddesi ilave edilmiştir. Buna ilaveten aynı kanunla Katma Değer Vergisi Kanununun “Sosyal ve Askeri İstisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı 17/4-a maddesinde değişiklik yapılmış ve böylelikle bu kazançlarla ilgili 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren tatbik edilmek üzere müstesna bir alan oluşturulmuştur. Sonda söylenecek bir kanaati başta söylemek gerekirse bize göre oluşan bu müstesna alanın geçici maddelerle değil de kalıcı maddelerle ihdas edilmiş olmasının yerinde olmadığı yönündeki düşüncemizi beyan etmekte bir beis görmemekteyiz.

Yukarıda zikredilen yasal düzenlemelere dair detaylar ise aşağıda iki alt başlıkta yer almaktadır.

Gelir Vergisi istisnası hükümleri

7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Gelir Vergisi Kanununa ilave edilen 20/B maddesi aşağıya aynen alıntılanmıştır.

‘Sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinde kazanç istisnası

Mükerrer Madde 20/B- (Ek:14/10/2021-7338/2 md.)

İnternet ortamındaki sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.

Bu istisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi şarttır.

Bankalar, bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmak ve Kanunun 98 ve 119 uncu maddelerindeki esaslar çerçevesinde beyan edip ödemekle yükümlüdür. Bu tutar üzerinden 94 üncü madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.

Mükelleflerin birinci fıkra kapsamı dışında başka faaliyetlerinden kaynaklanan kazanç ya da iratlarının bulunması istisnadan faydalanmalarına engel değildir.

Birinci fıkra kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar ile faaliyete ilişkin tüm gelirlerini ikinci fıkrada belirtilen şartlara göre tahsil etmeyenler bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur.

İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının tespit edilmesi halinde eksik tahakkuk etmiş olan vergi, vergi ziyaı cezası kesilmek suretiyle gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan tevkifat oranını her bir faaliyet türü için ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye, bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye; Hazine ve Maliye Bakanlığı, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.’

Yukarıya derç edilen yasal düzenleme ile ilgili olarak 318 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği yayınlanmıştır. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere belirli şartları sağlamak kaydıyla (Çalışma konumuz dışında kalması hasebiyle ayrı bir açıklama yapılmayacaktır.) ve Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesinde yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmamak şartıyla (2023 yılında 1.900.000,00-TL’ye kadar) elde edilen bahse konu kazançlardan tevkif edilen %15 oranındaki vergi nihai vergi olacak ve bunun haricinde herhangi bir beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır.  

Katma Değer Vergisi hükümleri

7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Katma Değer Vergisi Kanununun “Sosyal ve Askeri İstisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı 17/4-a maddesinde yapılan değişiklik aşağıya aynen alıntılanmıştır.

‘4. Diğer İstisnalar:

  1. a) (Değişik: 9/4/2003-4842/23 md.) Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf ile kazançları basit usulde tespit edilen mükellefler tarafından yapılan teslim ve hizmetler, aynı Kanunun mükerrer 20/B maddesi kapsamında vergilendirilen kazançlara konu teslim ve hizmetler,

…’

Yukarıya derç edilen yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere; Gelir Vergisi Kanununun “sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinde kazanç istisnası’ başlıklı mükerrer 20/B maddesi kapsamında vergilendirilen kazançlara konu teslim ve hizmetler’ KDV’den istisna edilmiştir.

Sosyal içerik üreticilerinin kazançlarının Gelir Vergisi istisnasını aşması durumunda Katma Değer Vergisinin durumu

Gelir Vergisi Kanununun ‘sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinde kazanç istisnası’ başlıklı mükerrer 20/B maddesi kapsamında vergilendirilen kazançlara konu teslim ve hizmetlerin KDV’den istisna edilmiş olması, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20/B maddesiyle istisnadan yararlanılmasının aynı Kanunun 103. maddesinde yer alan tarifenin 4. gelir dilimini aşmaması şartına bağlanması sebebiyle tereddütler doğurmuştur.

Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin A fıkrasının 2. bendinde; ‘Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.’ hükmü bulunmaktadır.

Bu minvalde KDV Kanununun 17. maddesinin 4/a maddesine getirilen istisna hükmünün lafzında; ‘aynı Kanunun mükerrer 20/B maddesi kapsamında vergilendirilen kazançlara konu teslim ve hizmetler’ ibaresi geçmektedir. Bu hükümde geçen ‘vergilendirilen’ ibaresinden de anlaşılacağı üzere bu türden kazançların istisna haddini aşmaması durumunda bankalarca yapılması mecburi olan %15 oranındaki gelir vergisinin nihai vergi olmakta, aşması halinde ise bu türden gelirlerin beyan edilmesi mecburi hale gelmekte ve vergi hesabı beyanname verilirken yapılmakta, ödenen tevkifat hesaplanan vergiden mahsup edilmek suretiyle ödenecek gelir vergisi doğmaktadır. Yani esasen her iki durumda da bir vergileme bulunmaktadır.

KDV Kanununun mezkûr maddesinin lafzının açık olması hasebiyle hükmün tatbikinde lafzi yorumla yetinmek gerekmektedir. Dolayısıyla bu kapsamdaki kazançların toplamının gelir vergisi kanununun 103. maddesindeki tarifenin dördüncü gelir dilimini (2023 yılında 1.900.000 TL’ye kadar) aşması hasebiyle yıllık beyannameyle beyan edilmesi durumunda dahi ‘katma değer vergisi istisnası’ mekanizması hükmünü devam ettirecektir.

Örnek verecek olursak; 2023 yılında sosyal içerik üretiminden dolayı 1.899.000 TL kazanç elde eden Youtuber Z, GVK’nın ‘Mükerrer 20/B’ maddesinde yer alan diğer şartları sağlaması halinde bu kazancı için gelir vergisi beyannamesi vermeyecek, elde ettiği bu kazancı için katma değer vergisi de hesaplamayacaktır.

Youtuber Z, nezdinde A.CC bankası tarafından yapılan 284.850 TL gelir vergisi tevkifatı nihai vergi olacaktır. Buna karşın Youtuber Z, 2023 yılında sosyal içerik üretiminden dolayı 1.901.000 TL tutarında kazanç elde etmesi durumunda bu kazanç için gelir vergisi beyannamesi verecek ve yapılacak hesaplamalarda A.CC bankası tarafından tevkif edilen 285.150 TL gelir vergisi tevkifatı mahsup edilecektir. 2023 yılında elde ettiği 1.901.000 TL tutarındaki bu türden kazançla GVK’nın ‘Mükerrer 20/B’ maddesindeki istisna haddini aşarak gelir vergisi beyannamesi vermek yükümlülüğüne sahip olan Youtuber Z, bu kazancı için de katma değer vergisi de hesaplamayacaktır.

Genel değerlendirme

Çalışmanın başında özet bir şekilde değindiğimiz üzere yeni bir gelir kapısı olan sosyal içerik üretiminden ve mobil uygulamalardan elde edilen kazançlara has inşa edilen bu müstesna alanın geçici maddelerle değil de kalıcı maddelerle ihdas edilmiş olmasının yerinde olmadığını düşünmekteyiz. Zira endüstri haline gelen bu alanın kalıpları henüz tam oluşmamış, her geçen gün genişlemekte, gelişmekte ve hatta değişmektedir. Yani dinamik bir görünüm arz etmektedir. Misal verecek olursak bugün sosyal içerik olarak adlandıracağımız alandan elde edilen gelirler farklılaştıkça meri kanun hükmü getirilirken konulan isim yarın yeterli gelmeyecek, vergilemede adaleti tesis etmek adına yeni bir yasal düzenleme gerekliliği ortaya çıkacaktır. Bize göre yeni yeni oluşan bu mesleklerden elde edilen kazançlar için inşa edilen bu müstesna alanın sebebi henüz emekleme dönemini yaşamasından kaynaklanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında ilk etapta böyle bir vergilendirmenin benimsenmesini her ne kadar ‘vergide adalet’ prensibine uygun bulmamakla birlikte normal karşılamaktayız. Buna karşın çalışmamıza konu olan mezkûr dijital alanın mali yapısının oturmasıyla birlikte bu istisnalardan vazgeçileceğini veyahut normal vergileme yapılması için esas alınacak haddin görece makul seviyelere çekileceğini öngörmekteyiz. Zira bu türden kazançların serbest meslek kazancı elde eden bir erbabın elde ettiği kazançtan farkı bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla beyan usulüyle vergilendirilmek için gelir vergisi tarifesinin 4. dilimi gibi yüksek sayılacak bir tutarın kıstas alınmasının ve yine katma değer vergisi açısından istisna tanınmış olmasının vergilemede adaleti sağlamadığını düşünmekteyiz.  

(1) 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu,
(2) 318 Seri No.lu GV Genel Tebliği,
(2) 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

Benzer Yazılar

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor