Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Makaleler

Sedat ÇIRTLIK
26 Aralık 2022Sedat ÇIRTLIK
238OKUNMA

Sevinç ve biri onarılmaz iki hüzün

Bilgim ve ilgim doğrultusunda ara sıra kaleme almaya çalıştığım spor yazılarımdan ikincisi 2022 Dünya Kupasına yönelik olmasına geçenlerde karar verdim. Yazımın başlığına “Sevinç ve Hüzün” olarak karar vermişken bir hüzün de değerli Üstadımız Mehmet Maç’ın kaybıyla Hesap Uzmanları ve vergi camiası olarak bizler yaşadığımız için yukarıdaki başlığı atmaya karar verdim. Camiamızın yıldızı olarak nitelendirdiğimiz üstadımıza vergi alemine kattığı değerler nedeniyle yazımın sonunda yer vermeyi ve kendilerine şükranlarımı sunmayı bir borç bildim. Umarım kendileri hakkındaki düşüncelerimi en güzel kelimelerle dile getirebilirim.    

Turnuva başlamadan önce kaybettiğimiz, efsanevi anlatımıyla bizlerin futbolu ilgiyle takip etmesini ve Dünya Kupalarının bir an önce gelmesini dört gözle beklememizi sağlayan Halit Kıvanç’ın sözü kulaklarımda yankılanır: Kupaların kupası Dünya Kupası. Kupaların kupasının 22’ncisi Katar’ın Lusail şehrindeki Lusail Iconic Stadyumunda 18 Aralık tarihinde oynanan normal süresi 2-2, uzatmaları 3-3 biten maçta penaltılarla Arjantin’in Fransa’yı 4-2 yenmesiyle sonuçlandı. Arjantin 1978 ve 1986 yıllarından sonra kupayı 3. kez kazandı.

Milli takım ile 2008 Olimpiyatları haricinde herhangi bir başarısı olmadığı için eleştirilen Lionel Messi, geçen yıl kazanılan Copa America’dan sonra turnuvanın en değerli oyuncusu seçildiği Dünya Kupası başarısı ile eleştirilere yanıt vermiş oldu. 1986 yılındaki başarının kopyası sayılabilecek şampiyonluk belki de milli takım ile son dünya kupasını oynayan Messi’ye yukarılardan uzatılan bir el yardımıyla mı geldi bilinmez! Ancak bilinen bir gerçek var ki 35 yaşındaki bir futbolcunun turnuvayı domine ederek ülkesine haklı bir şampiyonluk kazandırması. Bunun karşılığı da Tanrının değil ama bizim ellerimizle vereceğimiz kuvvetli bir alkış olacaktır.

Kalite olarak kesin bir şey söyleyemesem de izlediğim en heyecanlı Dünya Kupası finaliydi. Fransızların uzun süre top kaybı dışında hiçbir şey yapmadığı bir final maçı Arjantin teknik direktörünün sahanın en iyilerinden olan Angel Di Maria’yı zamansız oyundan çıkarıp kontrollü oyunu tercih etmesiyle dengeye geldi. Fransa teknik direktörü oyuna erken müdahale etmesine rağmen şampiyonluk şansı kendisine tercihleriyle değil Arjantin’in hatalarıyla altın tepside sunuldu. Hollanda’nın geri dönüşünde önemli rol oynayan ve Arjantin’in savunmasında zorlandığı pivot santrafordan vazgeçmemesi, Kingsley Coman’ın oyuna daha erken alınması, Giroud-Mbappe ikilisinin forvette olduğu 3-5-2 sistemini denemesi daha mı iyi olurdu tartışılır. Sonuçta Fransa oyunun tamamına baktığımızda hak etmediği şampiyonluğa 2006’dan sonra bir kez daha penaltılarla kaybetmesi sonucunda ulaşamadı. Fransa’ya değil ama Kylian Mbappe’ye yazık oldu. Maç sonu podyumda bireysel ödül töreninde bir taraf sevinç yaşarken bir oyuncu da hak etmediği hüznü yaşıyordu. Ancak, beraberliğin sonuç olarak kabul edilmediği maçların doğal sonucunda maalesef bu var. Birinde 20, diğerinde 24 yaşındayken iki kez katıldığı dünya kupalarında bir şampiyonluk bir de ikincilik yaşayan, her ikisinde de takımının yıldızı olan ve toplamda 12 gole ulaşan Mbappe’nin sakatlık veya başka bir sıkıntı yaşamaması durumunda üç dünya kupasında daha takımının yıldızı olacağı kuvvetle muhtemeldir.

Katar’da farklı bir mevsimde düzenlenen turnuvada çok kaliteli karşılaşmalar izledik. Başarılarıyla akılda kalanlar Arjantin, Lionel Messi, Emiliano Martinez, Enzo Fernandez, Kylian Mbappe, her zaman genç Luka Modric ve Fas milli takımı olurken Almanya, Belçika ve Danimarka ise hayal kırıklığı yarattılar.

Takımı çeyrek finalde elenmesine rağmen ileride bir Dünya Kupasına damga vurabilecek bir futbolcu gördüm. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen bildim bileli orta sahada yaratıcı oyuncu sıkıntısı çeken İngiliz milli takımının ilacı olan Jude Bellingham. Stili Brezilyalı ve Fransız efsane oyuncular Socrates ile Zinedine Zidane’ı andıran oyuncu, bu tarzını devam ettirirse futbol sahaları estetik stile sahip lider bir futbolcu, İngiltere milli takımı da yıllardır hasret kaldığı şampiyonluğu kazanacaktır. Seyrettiğim dünya kupaları arasında stiliyle en beğendiğim futbolculardan Socrates’e de yer vermeden geçemeyeceğim. Takımı Corinthians’ın Brezilya Serie A Liginde şampiyonluğa ulaştığı 4 Aralık 2011 Pazar günü dileği gerçekleşmiş ve o gün hayata gözlerini kapamıştır. Sıra dışı bir insanın sıra dışı dileği o gün gerçekleşmişti. İlk olarak 1982 Dünya Kupasında izlediğim maestro daha sonra futbol dışındaki eylemleriyle de iz bırakmıştır. 1982 Dünya Kupasında Sovyetler Birliği ile İtalya’ya attığı goller ile 1986 Dünya Kupasında Polonya’ya attığı penaltı golünü seyredenler ne kadar sıra dışı bir futbolcuyu izlediklerini göreceklerdir.

Yazımın başında da belirttiğim gibi final karşılaşması sırasında mensubu bulunduğum Hesap Uzmanları camiası ile vergi camiası olarak maalesef bizler de ayrı bir hüzün yaşadık. Bu hüzün başka bir hüzün. Bir maç veya şampiyonluk kaybından çok farklı ve telafi edilemeyecek, bir başka değerimizin kaybıyla maalesef tekrar yaşadığımız bir hüzün. Dinamik yorumlarıyla vergi dünyasında derin izler bırakan, vergisel konulardaki özgün görüşleriyle olaylara geniş perspektiften bakmamızı sağlayan, üretkenliğini her daim koruyan, yardımseverliği ve insani diyaloglarıyla tanıdığımız Mehmet Maç üstadımız ebediyete intikal ettiler. Kendileri huzur içinde yatsınlar, mekanları Cennet olsun. Selamlarımızı götürsünler öte diyardaki Socrates’e, Maradona’ya, Halit Kıvanç’a, üstad ve arkadaşlarımıza, sevdiklerimize, tüm güzel insanlara…

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor