Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Dr. Burcu AYDIN ÖZÜDOĞRU
07 Mart 2022Dr. Burcu AYDIN ÖZÜDOĞRU
421OKUNMA

Neden Şubat ayında Son 27 Yılın En Yüksek Enflasyon Oranını Gördük?

Şubat ayında TÜİK tüketici fiyatlarının yıllık %54, üretici fiyatlarının da %105 oranlarında arttığını açıkladı.

Böylece TÜFE son 22 yılın en yüksek yıllık artışını, ÜFE ise 1995 yılından bu yana en yüksek artışı görmüş oldu. ÜFE enflasyonu 27 yıl sonra yeniden %100’ü aşarak üç hanelere çıktı.

Hükümetin gıda fiyatlarında KDV oranını %1’e indirmesine rağmen aylık artış oranı en yüksek olan kalem gıda ve alkolsüz içecekler oldu. Bu gruptaki fiyatlar aylık %8,4 yıllık %64,5 oranında arttı.

Tabi petrol fiyatlarına yapılan zamlar ile birlikte ulaştırma grubu enflasyonu da yıllık %76 oranıyla en yüksek artan kalem olmuş oldu.

Enflasyon artışını son dönemde tetikleyerek 1995’ten bu yana zirve yapmasına sebep olan unsurları yerel, küresel, finansal ve jeopolitik faktörler olarak sıralayabiliriz.

Yerel faktörler

Türkiye ekonomisine ilişkin olarak enflasyon artışını tetikleyen en önemli unsur, hükümetin ekonomi politikasındaki değişim ile yurt içi yerleşiklerin dövize kaçışı ve dolayısıyla döviz kurunda yaşanan zıplama oldu. Örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz yıl bu dönemlerde dolar/TL paritesi 7,20 civarlarında iken, son bir yılda dolar TL’ye karşı yaklaşık %100 değer kazanmış oldu. TL’deki değer kaybı da ithalat fiyatları başta olmak üzere üretici, ardından tüketici fiyatlarını zıplattı.

Hükümet geçen yıl Aralık ayında kuru kontrol altına almak ve enflasyonla mücadele etmek adına Kur/Altın Fiyatları Korumalı Mevduat Hesapları politikasını duyurdu. Bu politika kurdaki artış hızını azaltma konusunda etkili olsa da enflasyonun oldukça altında olan faiz oranları nedeniyle tüketicilerin tasarruf davranışlarını artırmadı. Reel faizin enflasyona göre yaklaşık 40 puan düşük olması ve enflasyon beklentilerinin yüksek olması, tüketicilerin dayanıklı/ yarı-dayanıklı eşya gibi alanlardaki tüketim taleplerini öne çekmede etkili oluyor. Zira Şubat ayında ev eşyası grubu yıllık %65 oranıyla en yüksek artan ikinci kalem oldu.

Küresel enflasyon artışını tetikleyen unsurlar

Enflasyon, dünyada birçok ülkede de yukarı yönlü. Türkiye’ye göre artış oranları çok daha düşük olmakla birlikte, gelişmiş ülkelerde enflasyon son 40 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. Örneğin, Avro Bölgesinde Şubat ayı enflasyonu %5,8, ABD’de Ocak ayı enflasyonu %7,5 oranında arttı.

Gelişmiş ülkelerde enflasyon artışını tetikleyen faktörler arasında, pandemi döneminde ötelenen tüketici talebinin, hanehalkına verilen mali destekler ile 2021 yılının ikinci yarısında zirve yapması ve bu talebi küresel tedarik zincirindeki sorunlarla sıkışan arz tarafının karşılayamaması olduğunu görüyoruz. Tabi, 2007-08 yıllarından bu yana gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz oranlarını yüzde 0 civarlarında, ultra düşük oranlarda, tutması da talep kaynaklı enflasyonist riskleri yukarı yönlü tetikliyor. Bunun üzerine enerji sektöründe görülen yüksek fiyatlar da eklenince gelişmiş ülkelerde enflasyon yeniden ekonomi gündeminin bir numaralı sorunu olarak girdi.

Finansal ve Jeopolitik riskler

Türkiye, uluslararası finansal piyasalar tarafında yüksek riskli ülkeler arasında yer alıyor. Risk algısındaki değişim, kur üzerinden enflasyonla mücadele sürecini olumsuz etkiliyor.

Yakın zamanda küresel finansal risk algısını en fazla etkileyen unsurlar arasında Rusya – Ukrayna savaşı ve Rusya’ya uygulanan yaptırımların süresi ve etkisi yer alıyor. Bu durum sadece kura baskı yapmıyor, aynı zamanda küresel emtia fiyatlarının da yükselmesine sebep oluyor.

Örnek vermek gerekirse, Rusya- Ukrayna arasındaki gerilimin ivmelenmeye başladığı dönemden bu yana dolar TL kuru 13 -14,50 arasında seyretti. Dünyanın en büyük ikinci petrol rezervlerine sahip Rusya’nın enerji tedarik sürecini nasıl etkileyeceğine dair endişelerle petrol fiyatları 115 doların üzerine çıktı.

Rusya ve Ukrayna, tarımsal emtia görünümünü de yakından etkiliyor. Bu iki ülke, küresel emtia ticaretinde buğdayın dörtte birinden fazlasını, mısırın ise beşte birini oluşturuyor. Küresel gıda fiyatlarının halihazırda yüksek seviyelerde olduğu bir dönemde, arz kesintilerine ilişkin endişelerle buğday fiyatları son 14 yılın zirvesini gördü.

Peki, yılsonu enflasyon görünümü nasıl?

Özetlemek gerekirse, gerek küreselde gerekse yerelde enflasyon yüksek seyrediyor ve enflasyon görünümü üzerindeki riskler de yukarı yönlüdür. Bu konjonktürde yıl sonunda enflasyonun, baz etkisine rağmen, %40 oranlarının altına düşmesi için jeopolitik gerginliklerin hızla sona ermesi, OPEC’in petrol üretimini desteklemesi, küresel tedarik maliyetlerinin düşmesi ve arz sorunlarının giderilmesi, gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyonla mücadeleyi artırması ve tabi kur üzerinde ilave bir baskı olmaması gerekiyor.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor