Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Kültür ve Sanat

Özlem EKMEKÇİ
23 Mayıs 2022Özlem EKMEKÇİ
324OKUNMA

Mahfi Eğilmez ile yeni kitapları hakkında söyleşi

Nazmi Karyağdı moderatörlüğünde, Berkay Karakaya ve Aydın Balçık sunumu ile Mahfi Eğilmez’in konuk olduğu söyleşi VergiAlgı Youtube kanalında yayınlandı.

Mahfi Eğilmez söyleşide, “Sahte Sultan” romanı ile son çıkardığı “Yapısal Reformlar ve Türkiye” adlı kitaplarına dair soruları yanıtladı.

Moderatör Karyağdı, Mahfi Eğilmez’e sıkça sorulan “Siz ekonomist misiniz?” sorusuna kendi gözlemini belirterek, Aydın Balçık kaleminden Eğilmez’in bir bilge olduğunu, bilgelerin kendilerinden çok toplumu düşünmek için kendilerini eğittiklerini ifade etmiştir. “Hayat, Eğilmez’in karşısına denge olarak iktisadı getirmiştir, denge bir yaşam biçimidir ve iktisattan önce gelir, iktisat ile sınırlandırılamaz” cümleleriyle sözü Berkay Karakaya’ya devretmiştir.

Karakaya, 'Sahte Sultan' romanının polisiye türdeki ilk romanı olan “İnferis” in devamı ve her iki romanda da ana karakter olan Murat’ın bir maliye müfettişi olması sebebiyle hem Mahfi Eğilmez’in izlerine hem de değinilen konular bakımından dönemin izlerine rastlıyoruz" dedi.

Sahte Sultan romanında inşaat sektörü, kamu ihaleleri ve tarikat vurgusu dikkat çekmektedir. İçinde bulunduğumuz durum yazım sürecinde sizi nasıl etkiledi?

Daha önceki yazdığım ekonomi kitaplarımda olmak üzere ben bir şeye kızarak başlıyorum yazmaya. Bizim ekonomi, bilimsel ve polisiye romanlarımızda aynı olmak üzere Türkiye’deki gerçeği yansıtmıyor. Polisiye romanlar Türkiye’yi anlatmıyor. Ekonomi kitapları da aynı şekilde Türkiye’yi anlatmıyor. Bizim yazarlarımız seri katilleri vs. anlatıyor. Bizdeki suçlar mali, siyasal ve kadın cinayetleridir. Ama bunlar ele alınmıyor. Müzelerimizde inanılmaz kayıplar mevcut, yüzlerce eser resmi işlemler için alınsa bile gerekli muhafaza sağlanmıyor. Polisiye romanları bunlardan yola çıkarak yazdım.

Çalınan eserlerden bahsettiniz. Kitabın ana konusu da buradan şekilleniyor. Bir dedektif tarafından ele alınmış gibi. Ciddi bir titizlik içeriyor. Eseriniz, araştırmalar sonucu mu yoksa çok uzun süren merakınız sonucunda mı ortaya çıktı?

Her ikisi de diyebiliriz. Çok küçük yaşlardan beri edebiyat ile haşır neşirim. Ortaokul ve lise de ders çok fazla kitap okurdum. Dönemin okumadığım polisiye romanı neredeyse kalmamıştı. Aynı zamanda çevremde olup bitenlere bakınca Türkiye’de yaşadıklarımız insanı zorla romancı, edebiyatçı yapar. Çalınan eserleri araştırdığınızda Kültür Bakanlığının listesi çıkıyor. Özellikle iktisatçılar için çok geniş bir laboratuvar var. Aslında kendimize dönük bir şeyler yapsak çok Nobel çıkar. İktisat teorilerinin çoğu batı teorileri. Bu teoriler Amerika’ya uyuyor evet ama Türkiye’ye geldiğimizde bir kur meselesi var. Bu Amerika’da hiç olmayan bir şey. Polisiyede de öyle. Bu nedenle Türkiye’ye özgü bir şeyler yapmak gerektiğini düşünüyorum.

Romanın ana karakteri Murat dedektif gibi bir maliye müfettişi, peki bu durum romana özgü mü yoksa maliye müfettişliği böyle bir meslek mi?

Benim zamanımda öyleydi. Çok sorulan başka bir soruda karakterin kim olduğu. Karakter Murat ben değilim ama Murat’ta benden bir şeyler var. Romandaki olay gerçek değil ama buna benzer o kadar gerçek olay var ki bunların ortalamasıymış gibi duruyor.

Serinin 3. kitabı olacak mı? Sahte Sultan’ı yazarken İnferis’ten farklı olarak neler yaptınız?

Sahte Sultan’ı, İnferis’i yazarken yazmaya başlamıştım. Benim roman yazma tekniğim farklıdır. Önce sonunu yazarım. İnferis’i yazınca bazı eleştiriler geldi onları dikkate aldım. İlk polisiye roman haliyle açıklayıcı olayım derken tekrarlar vardı onları dikkate aldım. Yazı yazmak, roman yazmak kolay bir şey değil, bu benim 23. kitabımdı. Roman yazmak zor, polisiye yazmak daha zor, polisiye okuyucusu çok dikkatli hataları buluyor buna dikkat etmek gerekiyor. İnferis’te gazeteci Ali’yi Berlin’e yollamıştık Münih’ten döndürmüşüz bunu fark edip hemen düzelttik.

Sizi polisiye roman yazmaya iten nedir?

Çok fazla polisiye roman okudum ve okurken Türkiye’ye uyarlayarak düşündüm. Okuduğum her konu üzerine böyle. 

Gündelik ve iş yaşamınızda bir ifade ya da söylemin gerçek mi ya da safsata mı olduğu konusunda nasıl bir analitik düşünce yapısına sahipsiniz?

Belli bir yaşa gelince ve alanımla ilgili olunca sosyal bilimlerle ilgili, safsata mı değil anlamam çok kolay oluyor ama bir ifadenin gerçek olup olmadığını anlamak o kadar da kolay değil.

Berkay Karakaya sorularına burada son verirken sözü Aydın Balçık’a devrediyor. Balçık, Eğilmez’in “Yeni Reformlar ve Türkiye” kitabını bir süreç nasıl anlatır içerisinde açık ve net bir biçimde yer aldığını ifade ediyor.

“Yeni Reformlar ve Türkiye” kitabının okuyucuya katkılarının neler olacağı sorusuna Eğilmez’in yanıtı,

Kimin okuyacağına bağlı olarak öncelikle okurun düşüncesinin şekillenmesinde fayda sağlayacaktır. Uygulanırsa nasıl sonuçlarla karşılaşılacağı, uygulama zorlukları gibi konuları görecek. Esas olarak kitap siyasetçiye hitap ediyor. Birçok kriz gördük ama içinde bulunduğumuz kriz gibi bir bölünme olmamıştı. Her alanda bölünmüş bir toplum var. En temel problem düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Demokrasi, güçler ayrımını, laikliği kaybetme noktasına geldik. Türkiye’nin sosyal ve siyasal sorunlarını çözüp eğitimine şekil vermeye ihtiyacı var. Son 20 yılda eğitim kalitesindeki düşüş tarif edilemez.

Arjantin ile kıyaslanıyoruz. Orada da döviz bürosu var mı? Yatırım aracı olarak kullanıyorlar mı?

Evet var. Dolarizasyon olan her yerde döviz ve altın yatırım aracı olarak kullanılıyor. Yatırımdan ziyade satın alma gücünü korumaya yönelik yapılıyor.

Yapısal reformlar kitabı ne kadar sürede yazıldı. Kurgulanması, derlenmesi, yazıya dökülmesi?

“Yapısal reformlar eski bir olay, Hazine’de görev yaptığım dönemlerden itibaren. O zamanlardan beri reformlar üzerine yazdım onları toparladım eksiklerim vardı onları tamamladım dolayısıyla düşünülmesi toparlanması 35 yıl, yazılması üç buçuk ay sürdü.

Reform anlamında hiçbir şey yapılamayacak olsa bile son 20 yılda yapılanları geri alsak yerine sadece doğru yapılanları koysak ciddi bir reform yapmış oluruz. Şu çok net ki mevcut hukuk, yargı ve eğitim sistemi ile bulunduğumuz konumdan daha ileriye gidemeyiz.”

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor