Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Faruk ARSLAN
09 Mart 2022Faruk ARSLAN
682OKUNMA

Kripto varlıkların vergilendirilmesi ve piyasada otokontrol/güvenlik nasıl sağlanır?

Kamuoyunda yapılan araştırmalar ve bilimsel analizlere göre Türkiye’de 5 milyondan fazla kripto para yatırımcısı mevcut. Ayrıca kripto para piyasasında Türkiye’nin ulaştığı piyasa büyüklüğü (işlem hacmi değil!) 1 milyar dolar seviyelerini çoktan aştı. Yapılan bir ankette “kripto paranız var mı?” sorusuna Türkiye’de “evet” cevabı %18 oranlarına ulaşırken, Avrupa’da bu durum ortalama %9 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’de günümüz itibarıyla 40 civarı yerli borsa mevcut (Merkez Bankası raporuna göre). Ayrıca yerli borsalar dışında global borsalar üzerinden piyasa yapıcı ve trader olarak on binlerce Türk’ün yatırım yaptığı tahmin ediliyor.

Genelde sosyal medya platformlarında kripto varlıklardan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin yazılan çizilenlerin çoğunluğu kripto paranın tanımlanması aşamasında kalıyor (başlığı "kripto varlıklar nasıl vergilendirilmeli?" olan yazılar dahi) ve ilerisine ilişkin hiçbir şey önerilemiyor. Yani kısaca konu sikkeyle gümüşle kıyaslamaya geliyor, Lidyalılardan başlayıp Milenyum çağına kadar para kavramı değerlendiriliyor ve dönüp dolaşıp sonuç alınamıyor. Vergilendirilmesi gerekir mi gerekmez mi diye biz tartışıp dururken acı gerçek: Atı alan Üsküdar'ı değil, Paris'i geçmiş ve Atlas Okyanusunda yüzerken kripto borsaların vadeli işlemlerinde "long" ve "short" pozisyonlarda, mevzuattaki eksik durumu değerlendiriyor.

Öncelikle yazımızın en önemli amacı; “elde edilen kazançlar vergiye tabi mi değil mi” veya “nasıl vergilendirilmeli” tartışmasından daha çok; tam olarak bir yasal altyapısı oluşturulamadığından dolayı güvenlik ve otokontrol kısmına odaklanmamızın daha acil ve elzem olduğunu vurgulamaktır. Tabi ki bunu ele alırken vergisel konulara ilişkin değerlendirmelerimize ve soru işaretlerine de yer vereceğiz.

Bazı cevabı çoktan verilmesi gereken ancak hâlâ verilemeyen/verilmeyen soruları buraya sıralamak isteriz...

1- Global borsalarda yeni kripto varlıkların ihracına Türkiye’de mukimlerin katılımına ilişkin nasıl düzenlemeler yapılmalı ve/veya önlemler alınabilir?

Mesela gate.io diye bir kuluçka kripto borsası mevcut, kripto konusunda global boyutta ilgilenen Türklerin en çok kullandığı borsalarda ilk sıralarda yer alıyor. Meşhur “Shiba” token… (token, coin, blockchain vs. bu ayrıntılara girip kimseyi sıkmayacağım. İsteyen araştırır ve çok kolay ve hızlı şekilde makaleler bulabilir. Bu konuya ilişkin özel kavram ve terimleri sadece tırnak içine almakla yetineceğim.) Herkes tarafından bilinmediği sıralarda çok düşük fiyatlardan tutucuları ("holders" :) ) tarafından söz konusu borsadan alınarak ciddi karlar elde edenler olduğu kripto haberlerinde medyaya yansımıştır. Ancak aynı borsada çıkan binlerce projenin sonu her zaman bir “Shiba” gibi olmamakta, yatırımcının sermayesi çok ciddi oranlarda eriyebilmektedir. Dolayısıyla bazı ülkeler bu risk faktörünü dikkate alarak kısıtlamalar getirmişlerdir. Örnek vermek gerekirse söz konusu borsaya Almanya’dan üye olan bir vatandaş, yeni çıkan coin/tokenların ihracı sırasında ön alım yapamıyor.

Neden?

Çünkü Alman Hükümeti söz konusu borsaya “benim ülkemde mukim ve borsanıza kayıtlı olan müşterilerinizin yeni ihraçlara katılmasına izin vermeyin” talimatını çoktan ilgili borsaya iletmiş ve Almanya’da mukim bir vatandaş bu şekilde riskli ihraçlara istese de katılamıyor ve borsa bunun uyarısını "KYC"sine bir “pop-up”la bildiriyor.

Peki, Türkiye bu konuda bir ilerleme kat edebildi mi? Yakın zamana kadar böyle bir önlemle karşılaşmadığımızı büyük bir üzüntüyle belirtebilirim.

2- Gelelim yerel borsalarımıza. Yerel borsalarda kripto varlıklara ilişkin gerçekleştirilen start-up, ihraçlar için denetim ve kısıtlamalar mevcut mu ve/veya nasıl olmalı? Örnek veriyorum, “X” Türk kripto borsası “PireCoin” adında bir kripto varlığı çıkarmış olsun. Bu “PireCoin”i hangi şartlarda ihraç edebilir/etmelidir? Kripto varlıklara ilişkin meşhur bir deyim olan “rug pull” olma riski karşısında yatırımcıları koruyan bir güvence sistemi kurmak mümkün mü? İhracı gerçekleştiren borsa/şirket için asgari sermaye şartı veya teminat uygulaması getirilebilir mi?

Medyayı bu konuda takip ediyorsanız hatırlarsınız: Thodex, Vebitcoin ve Sistemcoin gibi (en güncel dolandırıcılık haberi ise Smart Trade Coin) kripto borsalar ardında yüz binlerce mağdur ve milyarlarca liralık kayıp bıraktı. Bunun sebebi hukuki düzenlemelerde eksiklikler ve otokontrolün bulunmaması ve girişimcilerdeki iş ahlakının eksik olmasıydı.

Medyaya tam olarak yansımadığı halde küçük organizasyonlarla yeni coin/token projesi olarak lanse edilen güven esasına dayalı olarak para toplanan ve bu şekilde dolandırılan vatandaşlar da azımsanamayacak kadar fazla.

3- Türkiye’de mukim kripto borsalarının mevcut müşteri bilgileri, elde ettikleri komisyon gelirleri ile ilgili olarak günlük işlem hacimlerine uygun beyanda bulunup bulunmadıkları vb. hususlara ilişkin bugüne kadar bir araştırma ya da bunun sürekli olarak kontrolünü ve denetimini sağlayabilecek projeler (yazılımlar, mutabakatlar vs.) mevcut mudur?

  • Bu konuda hem düzenli hem düzensiz denetimlerin sıklaştırılması, gerekirse belirli bir parasal büyüklüğün üzerinde işleme sahip kripto borsalarına devleti temsilen daimi temsilci/nezaretçi ataması yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.
  • Sektörde yer alan tüm grup ve rollerin aktif şekilde devlet denetiminde eşgüdümlü hareket etmesi; hem devletin riskleri kontrol etmesinde hem paydaşların birbirine olan haklarının gözetilmesi hem de yatırımcının güvenliği açısından önem arz etmektedir.

4- Global borsalara yerel borsalardan kripto varlık transferlerinde nispi bir vergi rejimi uygulanabilir mi? Yoksa soğuk-sıcak (cold-hot wallet) cüzdanlardan ve global borsalardan yerli borsalara aktarılan kripto varlıklara ilişkin “TL” çekim esnasında bir vergi rejimi mi oluşturmak daha doğru olabilir?

  • Bu konuda getirilebilecek çok farklı düzenlemeler mevcut. Aslında yukarıda sonuç odaklı olarak olası “kripto paradan hangi aşamada, nasıl vergi alınır?”a ilişkin durumu özetliyoruz.
  • Söz konusu vergilendirme rejiminin hakka hukuka uygun olması için, belirli bir dönemde mutabakat yapılarak karlılık ve zarar durumuna göre tevkif edilmesi de mümkün olabilir.
  • Kazanç üzerinden vergilendirmenin aracı kuruluşlara (kripto borsalarına ve diğer paydaşlara) sorumlu sıfatıyla bırakılacağı uzaktan bakınca tahmin edilebiliyor.
  • Bu aşamada aracı kuruluşların stopajı hangi rakam üzerinden yapacağına ilişkin önerimiz GVK Geçici 67/11’de yer alan düzenlemenin bire bir aynısı ya da revize edilmiş bir halinin uygulamaya alınması olacaktır. Aksi takdirde yatırımcının hak ve hukuku korunamaz, verginin gerçek matrahı tespit edilememiş olur.

5- Türkiye’de mukim borsaların müşteri memnuniyetine ilişkin sorunlara ne zaman çözüm aranacak?

Bunları genel olarak sıralarsak, en çok şikayetçi olunan konular şunlardır:

  • uptime (kesintisiz çalışma) performans problemi (bazen 1 günü aşan kapanmalar)
  • hesapları sebepsiz dondurabilme (internette çok fazla şikayet bulabilirsiniz)
  • işlemleri geçici süreyle askıya alma, (sistemsel arıza adı altında yaşanan aksaklıklar)
  • müşterilere 7/24 sesli, görüntülü veya mail üzerinden destek hakkının tam olarak verilememesi

6- Yasadışı kumar ve bahis gibi konularda faaliyet gösterenlerin, deep web içerik satışlarının kısacası illegal organizasyonların kullandığı kripto cüzdanlara yapılan transferlerin takibi mümkün mü? Tespit edilen adreslere ilişkin yerel borsalar üzerinden nasıl bir kara liste yöntemi koordineli şekilde uygulanabilir ve tüm paydaşlara geri bildirim nasıl bir sistem üzerinden yansıtılabilir?

  • TCMB tarafından 16.04.2021 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” sonrası detaylarına çok yer vermeksizin piyasada bulunan riskli işlemlerin azaldığını söylemek mümkün. Burada ilgili Yönetmeliğin dijital paranın hâkimiyetine ilişkin sınırları daralttığını söyleyebiliriz ancak arka planda devlet otoritesinin yasal altyapısı tam oturmayan bir sisteme günümüz şartlarında tamamen izin vermesi de riskleri yanında getirmektedir.
  • Diğer yandan Türkiye’nin de taraf olduğu FATF (Financial Action Task Force on Money Laundering) kuralları kapsamında, devletin suçun ve terörün finansmanını önlemeye yönelik yükümlülükleri vardır. FATF kurallarına uyma konusunda gri listede yer aldığımızı maalesef belirtmek durumundayım. Gri listede bulunmaktan kasıt; kara para aklama ve terörün finansmanı konusunda eksiklikleri bulunan ve risk içeren ülkelerin yakın gözetim altında tutulması gerektiği anlamına geliyor.

7- Kamuya açık olmayan (şeffaf olmayan) , transfer takibi yapılmasının mümkün olmadığı coin ve tokenler Türkiye’de mukim borsalarda mevcut mudur? Mevcutsa bunların alım/satımını engellemek gerekir mi?

  • Araştırmak isteyenlere Monero (XMR) coini örnek verebilirim. Çok detayına girmeden sorumuzu eklemiş olduk.

Bu şekilde çok fazla yapıcı soru sorularak sorunların çözümüne ulaşmak mümkün olduğu kanaatindeyiz. Aslında riskler ve güvenlik açıkları apaçık ortada olduğu halde, biz bu sistemin adını koymaya ve sadece “aslan payımızı” almaya daha fazla kafa yorarken; kayıpları ve zafiyetleri görmezden geliyor olabilir miyiz?

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor