Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Cengizhan Hakan O. DOĞRUYOL
30 Kasım 2022Cengizhan Hakan O. DOĞRUYOL
450OKUNMA

Konaklama Vergisi Uygulama Genel Tebliğinin Açıklık İlkesi yönünden değerlendirilmesi

GİRİŞ

13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 34’üncü maddesi yeniden düzenlenmek suretiyle “konaklama vergisi” adı altında yeni bir vergi ihdas edilmiştir.

Verginin ihdası, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesiyle sağlanmıştır.

7194 sayılı Kanun’da söz konusu verginin yürürlüğe girme tarihi başlangıçta 1 Nisan 2020(1) olarak belirlenmiş olmasına rağmen, konaklama vergisine ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesi 1 Ocak 2023 tarihine kadar ertelenmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) “Konaklama Vergisi Uygulama Genel Tebliği Taslağı”nı(2) Başkanlığın internet sitesinde yayımlayarak görüş ve önerilere açmıştır.

Taslağın geliştirilmesine yönelik eleştiri ağırlıklı görüşlerimiz bu makale ile izleyen makalelerin konusunu oluşturmaktadır. Devam eden yazılarımızda, söz konusu Taslağın; açıklık, vergi konusundaki belirsizliğin kanunilik (yasallık) ilkesine aykırılığı, tebliğle istisna konulması, vergiyi doğuran olay, ispat, tevsik, belge düzeni, yetki ve düzeltme (iade) yönünden eleştirisi yapılmıştır.(3) 

TASLAĞIN AÇIKLIK İLKESİ YÖNÜYLE DEĞERLENDİRİLMESİ

Teorik Çerçeve

Genel tebliğler, idarenin vergisel konulardaki görüşlerini mükelleflere, sorumlulara hatta tüm paydaşlara iletmenin aracı olarak, bazı durumlarda, vergi hukukunda kaynak işlevi görmektedir. Yorumlanması gereken hususların açıklığa kavuşturularak uygulama birliğinin sağlanması tebliğlerden beklenen işlevlerin başındadır. Bu işlevlerin evvela hukuka uygun olarak yerine getirilmesi, iktisadi koşulların zamanında kavranmasıyla birlikte arzulanır.

Tebliğler, hukuk devletinin bir gereği olarak yargı organları nezdinde hukuka uygunluk yönünden değerlendirilirler. Bu değerlendirme tüm mükelleflere, hatta paydaşlara, hukuki bir güvence sağlar.

Tebliğler, işlevlerini yerine getirebilme yeterliliği bakımından açık, anlaşılır, kapsayıcı, yeterli sayıda örnekle desteklenmiş olmalıdır. Turizm sektörü gibi ülkemizin en önemli hizmet kolunu ilgilendiren bir Tebliğ’den de ilgililerin bu bağlamda büyük beklenti içinde olmalarını anlayışla karşılamak gerekir.

Taslağın açıklık ilkesine daha uygun hale getirilmesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, aşağıda yeri geldikçe, Taslaktaki hukuka aykırılıklara, ilave örnek ihtiyacına, uygulamada ortaya çıkabilecek karışıklıklara, açık olmayan ifadelere yer verilecek; daha açık hukuka uygun bir Tebliğ yazımına fikri destek sunulacaktır.

Taslağın Açıklık İlkesine Aykırı Yönleri

Anılan ilke bakımından burada, önemli bulduğumuz beş tespitimizi paylaşmak istiyoruz.

İlk tespitimiz, kısa sözün yeterli olduğu hallerde uzun söze başvurulmaması yönündedir.(4) Taslağın daha ilk paragrafında şöyle denilmektedir: “5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 9 uncu maddesiyle 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun yeniden düzenlenen 34 üncü maddesinde ihdas edilen konaklama vergisi, 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 61 inci maddesiyle değiştirilen 7194 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre 1 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girmektedir.” 

Bize göre, burada anlatılmak istenen, ihdas edilmiş olan konaklama vergisinin yürürlüğe girecek olmasıdır. Bu kadar yalın bir hatırlatmanın çok uzun kanun isimleriyle ve gereksiz kabul tarihleriyle birlikte tek bir cümle içine sıkıştırılıp ifade edilmeye çalışılmasını açıklık ilkesine uygun bulmuyoruz.

İkinci tespitimiz konaklama tesisi kavramının tanımına ilişkindir. Taslağın I’inci Kısmının “Buna göre;…….” diye başlayan üçüncü paragrafında, sırası ile Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelikte yer alan tesisler; personelin konaklaması için ayrılan tesisler ve uygulama otelleri sıralandıktan sonra aynen şöyle denilmektedir: (4) Yukarıda sayılanlar dışında kalan, turizm işletmesi belgesi ve/veya işyeri açma/işletme belgesi olup olmadığına bakılmaksızın geceleme hizmeti sunan diğer tüm tesislerde

verilen geceleme hizmetleri ve bu hizmetle birlikte satılmak suretiyle konaklama tesisi bünyesinde sunulan diğer tüm hizmetler vergiye tabidir.”

Bu ifade, kendinden önce yapılan sıralamayı gereksiz kılmakta, öngörülemez bir kapsam genişliğine giderek, geceleme hizmeti sunan diğer tüm tesislerde verilen hizmetleri kapsama almaktadır.

Biz konaklama tesisi kavramını verginin konusunu ilgilendiren temel bir kavram olarak gördüğümüzden, söz konusu kavramın bizzat Kanunda tanımlanması gerektiğini düşünüyoruz. Ama bir an için bu kavramın Tebliğ’le tanımlanabileceği var sayılırsa, bu şekilde ucu açık değil, daha kavranabilir bir tanım yapılması gerekmektedir.

Örneğin, önünde havuzu, garajı ve büyük bir bahçesi olan dubleks evlerini eşyalarıyla birlikte yemek dahil her yıl belirli günlerde düzenli olarak kiralayan, ev içinde yemek pişirme, sunma ve temizlik hizmetlerini de veren işletme sahipleri bakımından bir tesisin varlığından/oluştuğundan bahsedilebilir mi?

4’üncü cümleye göre düşünürsek bu kişilerin evleri “Yukarıda sayılanlar dışında kalan” bir yerdir, ancak “diğer tüm tesisler” içine girmekte midir?

Verginin kapsamını genişletmeye dönük yorum yapmaya bu cümle her zaman zemin oluşturur diye düşünüyoruz.

Dolayısıyla, açıklık ilkesine uygunluk bakımından, “tesis” kavramının “konaklama” ile birlikte ya da yalnız başına daha açık bir şekilde ilk önce Kanun’da daha sonra Tebliğ’de tanımlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Üçüncü tespitimiz, işletme personeli hakkındaki paragrafta yer almaktadır. Bu paragraf II’nci Kısmın sonundadır ve şu şekildedir: “Tesisi işletenlerin ve yakınlarının veya işletme personelinin konaklama hizmetlerinden karşılıksız olarak yararlandırılması ya da diğer şahıslara promosyon, eşantiyon, hediye, tanıtım ve benzeri adlar altında bedelsiz olarak konaklama hizmetleri sunulması hallerinde de vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş sayılır. Ancak, konaklama tesisi bünyesinde, tesis personelinin yalnızca kendi kullanımı için tahsis edilmiş yerlerde gecelemesi bu kapsamda değerlendirilmez.”

İşletme personelinin konaklama hizmetlerinden karşılıksız olarak yararlandırılması halinde haklı olarak vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği açıklanmış; konaklama tesisi bünyesinde, tesis personelinin yalnızca kendi kullanımı için tahsis edilmiş yerlerde gecelemesi ise böyle değerlendirilmemiştir. Ancak, ikinci durumun, işletme personelinin göreviyle bağlantısının kurularak daha açık bir hale getirilmesini, görev süresi dışında personel için verginin yine doğacağı yönünde ilave bir cümlenin de paragrafın sonuna eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Dördüncü tespitimiz, Taslağın IV/A Kısmının sonunda ifade edilen, sadece işlemin gerçekleştiği arızi dönemlerde verilecek beyannameler hakkındadır.

Öğrenci yurtları, pansiyonları ve kamplarında öğrencilere verilen hizmetler prensip itibariyle istisna kapsamındadır. Bununla beraber, “Yukarıda sayılan yerlerde arızi olarak öğrenci olmayanlara verginin konusuna giren hizmetlerin sunulması durumunda, söz konusu satışlar için istisna uygulanmaz. Vergiye tabi bu işlemler sadece işlemin gerçekleştiği dönemler için verilecek konaklama vergisi beyannamesi ile beyan edilir.” denilmekle birlikte; bu beyannamenin de “Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi kapsamında konaklama vergisine ilişkin tüm beyannamelerin elektronik ortamda verilmesi uygun bulunmuştur.”(5)  belirlemesine tabi olup olmadığı, elektronik ortamda verilmesi durumunda doğrudan bu kuruluşlar tarafından mı beyannamenin verileceği, meslek mensupları aracılığıyla verilip verilemeyeceği hususlarında açıklamalar yapılması, veyahut bu açıklamaların yer aldığı metinlere atıf yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Beşinci tespitimiz, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yürütülecek olan diplomatik istisnaya ilişkin ülkelerin turizm sektörüne ne şekilde duyurulacağı hakkındadır. Sözü edilen duyurunun yapılmadığını Taslağın IV/B Kısmında; “Bu hüküm uyarınca, diplomatik temsilcilikler ve konsolosluklar ile bunların diplomatik haklara sahip mensuplarına yönelik istisna uygulaması karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yürütülür. İstisna uygulanacak ülkeler Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir.” denilmekle birlikte, bu ülkelerden hiç bahsedilmemiş olmasından anlayabiliyoruz. Bu konudaki gelişmelerin kamuoyuna düzenleyici bir metinle duyurulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

10 Ekim 2022 tarihi itibariye Başkanlığın İnternet Sitesinde yayımlanmış olan Genel Tebliğ Taslağının geliştirilerek yürürlüğe girmeye hazır hale getirilmesine dönük değerlendirmelerimizi izleyen yazılarımızda açıklamaya devam edeceğiz.(6) 

(1 ) Bu tarih ilk önce 7226 sayılı Kanun’la 1/1/2021 şeklinde, daha sonra 7256 sayılı Kanun’la 1/1/2022 olarak, en son 7338 sayılı Kanun’la 1/1/2023 şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Bundan sonra “Tebliğ”, “Genel Tebliğ” veya “Taslak” olarak ifade edilecektir.
(3) Bu eleştirilerimize topluca farklı bir sistematikle yer veren makalemize aşağıdan ulaşılabilir. http://dguder.org/konaklama-vergisi-uygulama-genel-tebligi-taslaginin-vergi-hukuku-yonunden-degerlendirilmesi
(4) Bu söz, duayen KDV’ci Ahmet ÖĞÜT tarafından sıkça tekrarlanırdı. Kendisini saygı ile anıyorum.
(5) Taslağın VI/B Kısmının ikinci paragrafı
(6) Bu makalede açıklanan şahsi görüşlerimizin, çalıştığımız birimle veya üyesi olduğumuz dernekle ilgisi/bağlantısı bulunmamaktadır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor