Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Caner SAMANCI
09 Şubat 2022Caner SAMANCI
733OKUNMA

Kambiyo kârlarının istisnasına yönelik mevzuata eleştirel yaklaşım - II

Kambiyo kârlarının istisnasına yönelik mevzuata eleştirel yaklaşım - II

20/1/2022 tarihli ve 7352 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen, yabancı paralarını ve/veya altın hesabı bakiyelerini Türk lirasına çeviren kurumlar vergisi mükellefleri ile bilanço esasına tabi gelir vergisi mükelleflerinin bu kapsamda açılan vadeli Türk lirası mevduat (KKM) ve katılma hesaplarından elde edecekleri faiz ve kâr payları ile söz konusu mevduattan 2021/4.dönem elde edilen kambiyo kârlarının kurumlar vergisinden istisna edilmesini öngören geçici 14 üncü madde 29.01.2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunda yer alan düzenlemelere ilişkin açıklamalara ilk olarak GİB’in 29.01.2022 tarihinde yayınladığı tebliğ taslağında yer verilmiştir. Tebliğ taslağında değinilen konulara ilişkin eleştirilerimizi bu sitede yayınlanan bir önceki yazımızla belirtmiştik ancak KKM’ye geçiş için öngörülen son süreye 10 günden az bir zaman kalmışken 07.02.2022 tarihi itibariyle yeni bir tebliğ taslağı yayınlanmıştır.

Bu taslakta yapılan güncellemeler ile görülmektedir ki birkaç husus haricinde eleştiriye konu yaklaşımda ısrar edilerek ve hatta eleştirilen örnekler detaylandırılarak sorunlar daha da derinleştirilmiştir.

Bir önceki yazımıza başlarken değinilen konuların hukuki ihtilafların yaşanmaması yönünden taraflara katkı sunmasının amaçlandığı belirtilmiş iken, vergi idaresinin geliştirilen örnekler ile kararlılığını göstermesi ve sınırlı olan sürede tebliğ taslağında yeni bir güncelleme beklenmemesi dolayısıyla bu amaç yerine ihtilaflı konuların bir kısmınıntespiti ve değerlendirilmesi ile sınırlı kalınmıştır.

Tebliğ Taslağında Yer Alan Değerleme Yönteminin Analizi

Öncelikle bir önceki tebliğ taslağında yer alan, dönem sonu bilançosunda bulunup kıst dönemde bozdurularak bir süre sonra tekrar bankaya yatırılan dövizlerin istisnadan faydalanamayacağı yönündeki örneğin kaldırılmasını olumlu bir adım olarak değerlendirmek gerekiyor. Zira kanun metninde yer almayan bu sınırlayıcı yaklaşım kuşkusuz sıkıntılar doğuracaktı.

Ancak, özellikle 2021/4. çeyrekte hesap hareketlerinin dönem sonu değerlemesinin ayrıştırılmasına yönelik olarak FİFO yöntemine benzer fakat tam olarak karşılamayan bir güncellenmiş değerleme yöntemine geçilmiş fakat değerleme yönteminin mükellefe bırakılmaması noktasında kararlı kalındığı görülmüştür.

Uygulanan yeni değerleme yönteminde, dönem sonu kur değerlemesinden kaynaklı kazanç içerisinden dönem içerisinde bozdurulan kambiyo kârlarınınn FİFO yöntemi ile ayrıştırılması yöntemi terk edilerek dönem sonu kambiyo değerlemesine konu döviz bakiyesinin, son döviz alımından geriye gitmek suretiyle bakiye döviz tutarı karşılanana kadar alış döviz kuru değerleriyle çarpılarak dönem sonu bakiyesine isabet eden kâr ya da zararın hesaplanması esaslı bir yöntemin tercih edildiği anlaşılmaktadır

Bir önceki yazımızda FİFO yönteminin özellikle yoğun döviz giriş çıkışı olan firmaların kambiyo kârlarının hesaplanmasında karışıklık yaratacağı belirtilmiş iken yeni hesaplama yöntemi ile maalesef durum iyiden iyiye karmaşık bir hal almıştır. Bu karmaşıklığı tebliğ taslağında yer alan örnek ile aşma gayreti içerisine girecek olursak;

Yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarına ilişkin istisnanın uygulaması ile ilgili olarak tebliğin 40.3.1.1. bölümüne yeni eklenen Örnek.3’de yer alan (C) AŞ’nin Euro cinsinden döviz tevdiat hesap hareketlerini gösteren tablo ve açıklamalar aşağıya alınmıştır.

Tablo – 1
İşlem tarihi Gelen HavaleGiden HavaleKur
1.10.20211.600.000 10,2933
15.11.2021 600.00011,3448
17.12.2021700.000 17,1957
25.12.2021 700.00013,2926
31.12.2021  14,6823
İşlem tarihi TL tutarı TL BakiyeDöviz bakiyesi
1.10.202116.469.28016.469.2801.600.000
15.11.2021-6.806.8809.662.4001.000.000
17.12.202112.036.99021.699.3901.700.000
25.12.2021-9.304.82012.394.5701.000.000
31.12.2021 12.394.5701.000.000

Tablodan görüldüğü üzere (C) AŞ 2021/4. Çeyrekte edindiği dövizlerden bir bölümünü hesap dönemi kapanmadan 15.11.2021 ve 25.12.2021 tarihlerinde bozdurmuştur. Hesap dönemi kapanmadan bozdurulan bu tutara isabet eden kambiyo kârlarına istinaden istisna hükümlerinden faydalanılamayacağı açıktır. Ancak farklı tarihlerde farklı döviz kurlarından edinilen döviz bakiyesinin bozdurulmasında veya dönem sonu bakiyesinde yer alan dövizlerin kambiyo kârlarının hesaplanmasında alış kurlarının nasıl tayin edileceği, bir diğer ifadeyle kâr hesaplamasının hangi yöntemle yapılacağı istisna edilecek kazancın hesaplanmasında önem arz etmektedir.

İstisnaya Konu Kambiyo Kâr/Zararı Nasıl Hesaplanıyor?

Tebliğ taslağının 40.3.1.1. bölümünde yer alan Örnek.3 özelinde baktığımızda; defter değeri 12.394.570,00 TL olan 1.000.000,00 € dövizi dönem sonu kuru olan 14,68 ile çarptığımızda söz konusu dövizi 14.682.300,00 TL olarak değerlemek gerekmekte ve ilgili dönemde 2.287.730,00 TL kambiyo kârı elde edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Fakat tebliğ taslağındaki aşağıya alınan hesaplama yöntemine göre bu tutarın tamamı istisna dışı bırakılmaktadır.

Tablo – 2
Alış TarihiAlış KuruAlınan Tutar (€)Kur farkı geliri
01.10.202110,29300.000(14,68-10,29) x Avro tutarı = 1.316.700 ₺
17.12.202117,19700.000(14,68-17,19) x Avro tutarı = -1.759.380 ₺
Dönem sonu kur farkı /zararı[1.316.700 TL + (-1.759.380 TL)=] -442.680,00 ₺

Bununla da kalınmayarak tablodaki döviz hareketlerinden kaynaklı hesaplanan 442.680,00 TL zarar ise örneğin ilk bölümünde gösterilen dolar mevduat hesabından elde edilen kârdan mahsup edilmektedir. Yani mükellef, Euro mevduat hesabından elde ettiği 2.287.730,00 TL dönem sonu kambiyo kârı sonucunda istisnadan faydalanacağı toplam kambiyo kârını 442.680,00 TL azaltmıştır.

Bir diğer ifadeyle mükellefin dönem içi döviz hareketlerinden kaynaklı uğradığı 442.680,00 TL zarara rağmen 2.287.730,00 TL dönem sonu kambiyo kârı elde ettiğinin vurgulandığı anlaşılmaktadır.

Ağırlıklı Ortalama Maliyet (AOM) Yöntemi Tercih Edilmesi Daha Adilane Olacaktı(r)

Bir önceki yazımızda AOM yönteminin tebliğde yer alan giriş sırasının baz alınması yöntemine nazaran üstünlüklerinden hesaplamalar ışığında bahsetmiş, AOM yöntemi ile verilen örnek özelinde mükellefin 3 kat daha fazla istisnadan faydalanma imkanı yakalayabileceğini vurgulamıştık. Aynı şekilde tebliğ taslağında yer alan yeni örnek üzerinden savımızı test etmeye yönelik hesaplamalara aşağıda yer alan Tablo – 3 de yer verilmiştir.

Tablo – 3
İşlem tarihi Gelen HavaleGiden HavaleKur
1.10.20211.600.000 10,2933
15.11.2021 600.00011,3448
17.12.2021700.000 17,1957
25.12.2021 700.00013,2926
31.12.2021 Bakiye: 1.000.000 €14,6823
İşlem tarihi Ağırlıklı Ort KurKur FarkıKambiyo Kârı ₺
1.10.2021   
15.11.202110,29331,0515630.900
17.12.20219,6624  
25.12.202112,76430,5283369.810
31.12.202112,39452,2877 2.287.700 
Dönem İçi Kmb Kârı ₺1.000.710
İstisnaya Konu Kmb Kârı ₺1.287.010

Tablodan görüleceği üzere, dönem sonu bankalar döviz mevduatı hesaplarında gösterilen Euro cinsi döviz üzerinden hesaplanan toplam 2.287.700 TL kambiyo kârının 1.287.010 TL’si istisnaya konu edilebilecektir. Tebliğ taslağında yer alan toplam 2.287.100 TL kazanca karşılık diğer döviz mevduatlarına isabet eden istisnalardan faydalanılacak tutarın 442.680,00 TL azalması sonucu ile karşılaştırıldığında ağırlıklı ortalama maliyet yönteminin üstünlüğü açıkça görülmektedir.

Vergileme İlkelerinin Önemi Bir Kez Daha Anlaşılıyor

Öte yandan bir önceki yazıda değindiğimiz değerleme yönteminin mükellefe bırakılması ve fiili durumun ispatlanması durumunda gerçek kazancın dikkate alınması ile ilgili açık kapı bırakılması gerektiğinin önemi bir kez daha anlaşılmaktadır:

Tablo-2’de gösterilen 8 gün arayla bankalar hesabına 700.000 € giriş çıkış yapılması işlemini mükellefin aldığı bir sipariş avansının iptal edilmesi sonucu iade edilmesi olarak senaryo edersek; dönem sonu döviz bakiyesi değişmemesine rağmen bu sipariş iptalinin bedeli mükellef için vergi matrahından 1,5 Milyon TL’ye yakın (1.000.710 + 442.680) bir istisnanın düşülememesi sonucunu doğurmaktadır.

2021 yılı kazançlarına ilişkin vergi düzenlemesinin hesap dönemi kapandıktan sonra yasalaşmasının mükellefler üzerinde ne tür ekonomik tahribatlara yol açabileceğinin hesaplamalarımızla gösterilmesinden hareketle söyleyebiliriz ki; vergilemede belirlilik, öngörülebilirlik ve kanunların geriye yürümezliği kavramları yalnızca literatürde yer alan alelade ilkeler olarak görülmemeleri gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor