Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Bülent TAŞ
24 Ekim 2022Bülent TAŞ
399OKUNMA

İhracata dayalı büyürken fakirleşiyor muyuz?

Uygulanmakta olan yeni ekonomi programı yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı artırmayı önceliklendiren bir anlayışa dayanmakta, bu yolla ancak kalıcı fiyat istikrarının sağlanabileceğini iddia etmektedir. Program, ihracatı büyümenin lokomotifi olarak öngörmektedir.

İhracata dayalı büyümenin ülke ekonomisine katkı sağlayabilmesi ve vatandaşların refahının artırabilmesi için ihraç ettiğiniz ürünlerin fiyatının lehe olması yani ihracat yoluyla dışarıya kaynak aktarılmasına imkân vermeyecek düzeyde olması gerekir.

Bunun için en önemli ölçü dış ticaret hadleridir. Ülkelerin sattığı (ihraç ettiği) malların fiyatlarının satın aldığı (ithal ettiği) malların fiyatlarına oranla nasıl seyrettiğini ortaya koyan bir orandır. Eğer dış ticaret hadleri 1’in üzerindeyse ihracatın ülke refahına katkı sağladığını, birin altındaysa refah kaybına yol açtığını biliyoruz. Özellikle ülkemizde yatırım ve üretimde ithal ürünlerin ağırlığı göz önünde tutulursa daha pahalıya ithal edip, onu işleyerek çok daha ucuza satmamız durumunda bu ticaretten yarar sağlamamız mümkün olamaz.  

Ülkemizin son altı yıldaki dış ticaret endeksleri ve dış ticaret hadleri aşağıdaki grafikte özetlenmektedir.

İhracata dayalı büyürken fakirleşiyor muyuz?

Görüldüğü üzere genel dış ticaret hadleri 2021 yılından itibaren önemli ölçüde ülkemiz aleyhine dönmüştür. 2021 yılına kadar %90 ile %100 arasında oynayan dış ticaret haddi 2021 yılında %88 e, 2022 yılında %75 e kadar düşmüştür. Grafikten de anlaşılacağı üzere bu sonuç özellikle ithal edilen enerji fiyatlarında, ithal edilen hammadde fiyatlarında ve ithal edilen mamul mal fiyatlarındaki önemli artışların bir sonucudur. İhracatımız ithalattaki bu fiyat artışına aynı ölçüde cevap verememiştir. Dış ticaret haddinin bu ölçüde aleyhe dönmesi, yaratacağı kaybın büyümenin yani üretim artışının sağladığı kazançtan daha fazla olabileceği endişesini doğurmaktadır. Bu refah kaybı demektir.

Sadece ihracata değil, ithalattaki gelişmelere, ithal ve ihraç ürünlerdeki fiyat düzeylerine de dikkat etmeliyiz.  Her ne pahasına olursa olsun ihracat değil, daha çok üretirken daha iyi fiyatlarla satma yönünde bir dış ticaret politikası geliştirmeliyiz. Dış ticaret hadlerine mevcut haliyle uzun süre dayanmak mümkün değildir. İhracata dayalı büyüyoruz derken fakirleşmeyelim.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor