Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Dr. Numan Emre ERGİN
21 Şubat 2022Dr. Numan Emre ERGİN
760OKUNMA

Gıda ürünlerinde KDV indirimi kime yarar?

13 Şubat 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı gıda ürünlerindeki KDV oranları %8’den %1’e indirildi. Karar, teknik olarak KDV Kanunu’na ekli olan ve farklı KDV oranlarına tabi mal ve hizmetlere ilişkin listelerde bazı değişiklikler yapmıştır. Yapılan değişiklik temelde bazı gıda ürünlerinin %8 oranın yer aldığı 2 sayılı listeden %1 oranın uygulandığı 1 sayılı listeye alınmasıydı. Bu değişiklik sonrası bakliyat, zeytinyağı, küçük ve büyükbaş hayvan ürünleri gibi bazı malların %18’e tabi olması sonucu ortaya çıkınca “sehven” (!) yapılan hata 15 Şubat 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan düzeltme ile giderildi.

Konuyu değerlendirmeden önce ülkemizdeki KDV oranlarına ilişkin kısa bir bilgi vereyim. Bizde bugün için uygulanan üç farklı KDV oranı bulunmaktadır. %18 genel oran olup %1 ve %8 indirimli oranlardır. İndirimli orandan mal ve hizmet satıp da yüksek orandan girdileri olan işletmeler yüklendikleri yüksek KDV’yi iade alabilse de iade süreci uzun-ince bir yoldur. İndirimli oran uygulaması KDV’yi uygulayan diğer ülkelerde de bulunmaktadır. Bizdeki genel oranı AB ülkeleri ve OECD ortalaması ile kıyaslayınca nispeten düşük bir oran uyguladığımızı söyleyebiliriz.

ÜlkeKDV Oranları
Almanya%19, %7, %0
İngiltere%20, %5, %0
Hollanda%21, %9, %0
Belçika%21, %12, %6, %0
Fransa%20, %10, %5,5, %2,1, %0
Yunanistan%24, %13, %6, %0
Güney Kore%10, %0
Çin%13, %9, %6, %5, %3, %0
OECD (genel oran ortalaması)%19,3

Gıda ürünlerinde yapılan KDV oran indiriminin kapsamına ilişkin birkaç nüansın altını çizmekte fayda bulunmaktadır. Öncelikle, indirim toptan perakende ayırımı yapılmadan uygulanacaktır. Diğer taraftan, ÖTV’ye tabi ürünler (örneğin alkolsüz içecekler) indirimden yararlanamayacaktır. İndirim gıda ürünlerinin satışında uygulanacağından, lokanta/restoranlarda sunulan yemek hizmetleri indirimden yararlanmayacaktır. Hem gıda ürünü satışı hem yemek hizmeti sunulması halinde bunların ayrıştırılarak farklı KDV oranı uygulanması gerekmektedir. Yemek kartı uygulamalarında da KDV oran indirimi yapılmayacaktır. (Yemek kartlarının marketlerde gıda malzemesi alımında kullanılması sonucu etkilememektedir.)

KDV oran indiriminin en büyük nedeni, son dönemde başta gıda ürünleri olmak üzere enflasyonda görülen yüksek artış karşısında, fiyatın bir unsuru olan KDV’de bir miktar indirim ile gıda fiyatlarında rahatlama sağlamak. Bu indirimin fiyatlara yansıyıp yansımayacağı konusunu birazdan değerlendireceğim, ancak %7’lik KDV indirimi fiyatlara tamamen yansıtılsa bile enflasyon üzerinde çok büyük bir etkisi olmayacak gibi durmaktadır. Nitekim Sayın Alaattin Aktaş 14 Şubat 2022 tarihli yazısında bu konuyu analiz etmiş ve KDV oran indiriminin Şubat ayı TÜFE üzerindeki etkisinin 0.71 puan olacağını hesaplamıştır. Gıda fiyatlarında benim gözlemim son bir yılda %100’den fazla artış olduğu yönündedir. %7’lik KDV indirimi tamamen fiyatlara yansısa bile mutfaktaki yangının üzerine bir bardak su dökmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bugünkü politikalarda ısrar edilirse yangın artarak devam edecektir. Üretim zincirinde, üreticiden nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar gıda fiyatlarındaki makasın büyüklüğü temel olarak yapısal nedenlerden kaynaklandığı gibi başta döviz kurlarındaki ve akaryakıt fiyatlarındaki artıştan nedeniyle hem çiftçinin hem aracıların maliyetleri çok artmıştır. Türkiye’nin tarımda planlı bir reform yapmadan, tüketiciye yakın yerlerde üretim modeli geliştirmeden gıda fiyatlarını indirmesi mümkün gözükmemektedir. Bugün yüksek gıda fiyatlarının aslî sorumlusu tarım arazilerini, ekilebilir toprakları betona gömenler, yanlış teşvik politikası uygulayanlar, çiftçiyi küstürenler, yeni nesli tarımdan uzaklaştırıp çiftçiye tarımda modern teknolojiyi öğretemeyenlerdir. Konya ilimiz kadar toprağı olmayan ülkelerin en büyük tarım ihracatçısı olduğu bir dünyada bizim bu halde olmamız utanç vericidir.

Bu tespitleri yaptıktan sonra, son KDV indirimlerinin fiyatlara yansıyıp yansımayacağı konusunda birkaç değerlendirme yapmak istiyorum. KDV oran indiriminin fiyatlara yansıtılması konusunda siyasilerden açıklamalar (baskı desek daha doğru olur) gelmiş, fiyatların kontrolü için “enflasyon timlerinin” kurulacağı ilan edilmiştir. İşin analizine geçmeden önce o kadar eğitimli müfettişin elinde listeler marketlerde fiyat denetimi yapmasına anlam veremiyor, yadırgıyorum. Devletin memuru/müfettişi denetlenecek o kadar konu varken market market gezip fiyatlar dün neydi, bugün ne oldu diye araştırıp ceza mı kesecek? Fiyatlarda indirim yapmadığı halde bu izlenimi uyandırıp haksız ticari uygulama yapanlar elbette gerekli sonuçlara katlanmalıdır. Ancak, KDV indiriminin fiyatlara yansıtılacağını emreden bir kanun olmadığına göre, ortada rekabeti bozacak bir eylem de yoksa yapılan denetimlerde hangi kanunun hangi maddesine göre bir ceza kesilecek merak ediyorum.

Dolaylı vergilerdeki indirimin veya artışın fiyatlara yansıyıp yansımayacağı konusunu ekonomi bilimi incelemiş ve bir sonuca ulaşmıştır. Mikro iktisadın ilk derslerinde öğretilen arz ve talebin fiyat esnekliği dolaylı vergilerdeki bir değişimin fiyatlara yansıyıp yansımayacağını analiz eder. Fiyat esnekliği, fiyatlarda görülen yüzde birlik bir değişme karşında arz ve talep miktarındaki yüzde değişimin ölçüsüdür. Esnekliğin 1’den büyük olması talep veya arzın esnek olduğunu gösterir. Talep esnekliği yüksek mallarda fiyat arttıkça talep önemli ölçüde azalır, arz esnekliği yüksek olan mallarda da fiyat arttıkça malın arz edilen miktarı artar. Genellikle zorunlu mallarda talep esnekliği düşükken, lüks mallarda talep esnekliği yüksektir. Temel tüketim malları (gıda ürünleri) genelde zorunlu mal olduğundan bu mallara olan talep esnek değildir. Diğer bir ifadeyle, temel tüketim ürünlerinde fiyatlar yükselince insanlar talebini azalt(a)maz, fiyatlar inince de tüketim patlamaz. Araştırmalar, alkol, sigara, petrol gibi ürünlerin de talep esnekliğinin düşük olduğunu göstermektedir. Bir malın talep esnekliğini, o mal veya hizmetin ikamesinin olup olmaması, bu mal/hizmet için bütçede ayrılan pay ve fiyat değişiminden sonra geçen zaman etkiler. Arzın fiyat esnekliğini ise üretimde ikame mal olup olmaması, malın dayanıklı mal olup olmaması, malın maliyet yapısı ve zaman etkiler.

KDV gibi dolaylı vergiler, mal ve hizmet fiyatlarının bir unsuru olup verginin fiyatlarda ayrıca gösterilmediği durumlarda tüketicinin vergi değişikliğine olan tepkisini ölçmek güçleştiği gibi bazen tüketici vergi değişimlerini dahi hissetmez. Peki dolaylı vergilerdeki indirim kimin cebinde kalır? Tüketicinin mi, satıcının mı? Bu sorunun cevabı esneklikte saklıdır. Mal/hizmetin arz esnekliği, talebin esnekliğinden daha düşük ise verginin indirilmesinden satıcılar tüketicilerden daha fazla yarar görür. Kısa vadede arzın miktarı bir anda artmayacağından arz eğrisi dikeye yakın bir hal alır ki, bu durum arzın esnekliğinin sıfıra yakınsaması, vergi indiriminin de tamamının satıcıda kalması anlamına gelir. Bu durumda, gıda ürünlerindeki son KDV indiriminin fiyatlara yansıyıp tüketicilerin cebinde kalmasını beklemek ekonomi bilimi açısından rasyonel değildir. Devlet vazgeçtiği vergi kadar kayba uğrar, satıcıyı finanse etmiş olur, fiyatlar düşmediğinden enflasyon üzerinde de olumlu bir etki hissedilmez. Özellikle son birkaç aydır TÜFE ile Yİ-ÜFE arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmışken satıcıların bu indirimi fiyatlarına yansıtmaması sürpriz olmayacaktır.

Devletin vergi kaybından söz açılmışken, son KDV indiriminin bütçeye ilk etapta 35-40 milyar TL civarında yük getireceğini düşünüyorum. Maliye, gıda ürünlerinden ne kadar KDV topladığına ilişkin bir istatistik yayınlamamaktadır. Elimizde kamuya açık bir istatistik olmadığından kaba bir hesap yapacağım. TÜİK’in yayınladığı “hanehalkı tüketim harcaması” istatistiklerine göre 2019 yılında bir hanehalkı aylık ortalama 1.030 TL gıda ve alkolsüz içecek harcaması yapmıştır. Söz konusu tutarı TÜFE artışı ile bugüne getirip 24,6 milyon hanehalkı sayısıyla çarptığımızda, %7’lik KDV indiriminin bütçeye yıllık etkisinin 36 milyar TL olacağını tahmin ediyorum. Bu tutara KDV iadeleri de eklendiğinde rakam daha da artacaktır.

Ekonomi biliminin ortaya koyduğu bu gerçeklere rağmen, içinden geçtiğimiz bu zor günlerde, KDV oranlarındaki indirimin fiyatlara ve dolayısıyla tüketicilere yansıtılması noktasında tüm satıcıların mümkün olduğunca ellerini taşın altına koymalarını istemek de vatandaşın hakkıdır.

Sözün özü: Aspirinle kanser tedavi edilmez.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor