Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Sosyal Güvenlik

Ozan BARDAKÇI
17 Ekim 2022Ozan BARDAKÇI
534OKUNMA

Babası ölen çocuk özel de, annesi ölen çocuk neden değil?

Mahsa Amini’ye…

Sosyal güvenlik hukukunun baş aktörü sigortalıdır. Sigortalı çalışır, primi yatar, hastalanır, çocuğu olur, iş kazası geçirir, emekli olur, ölür

Sistem sigortalı üzerine kuruludur. Sosyal güvenlik kurum ve kuruluşları da sigortalının karşılaşabileceği riskleri(1) karşılayan kamu idareleridir.

Sigortalı, adına primler yatan ve risklere maruz kalan kişidir. Riskler gerçekleşince de ödemeye/yardıma hak kazanan kişi. Sistemin kurgusu bu şekildedir. Bu kurgu içinde sigortalılık yönüyle kadın-erkek ayrımı yoktur. Emeklilik yaşı, doğum borçlanması, emzirme ödeneği gibi düzenlemeler vardır. Düzenlemelerle emeklilik, malullük, ölüm gibi durumlarda yapılacak yardımlar belirlenir. İş kazası, hastalık, analık gibi haller için riskler belirlenir.

Sigortalının ölümü halinde uzun vadeli sigorta kolları içinde yer alan ölüm sigortasından eş ve çocuklarına aylık bağlanır. Bir eş, bir çocuğa aylık bağlanması halinde oranlar %50 ve %25’tir. Kural olarak çocukların oranı %25’tir. Bu kuralın bir istisnası bulunuyor. Özel çocuk!

Özel çocuk yeni kanunda (5510);

çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine %50'si,

Sosyal güvenlik sistemi ölüm sigortasından sağ kalan eş ve sigortalının çocuklarına aylık bağlıyor. Çocukların oranı %25 olarak belirleniyor. İstisna olarak aylık alan eş başka biriyle evlenirse çocuk aylıkta tek kalacağı için %50 oranında aylık ödüyor.

Yeni Kanun (5510), anne veya baba ayrımı yapmaksızın aylık alan eşin evlenmesi halinde aylığını kesiyor ve bir bölümünü çocuğa aktarıyor. Çocuk, sigortalıdan aylık alabilen tek yakını haline geliyor. Bu nedenle özel çocuk deniliyor. 

5510 sayılı Kanundaki hüküm 1 Ekim 2008 tarihinden sonraki ölümlerde uygulanıyor. Ölüm Ekim/2008’den önce ise eski kanun (506) hükümleri geçerli oluyor.

Eski kanun (506), 5510 sayılı yeni kanuna büyük ölçüde benziyor. Kurguları ve kavramları da örtüşüyor. Eski kanunda da özel çocuk benzeri bir düzenleme bulunuyor.

Özel çocuk eski kanunda (506);

sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle ana ve babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayan yahut sigortalı babanın ölümü tarihinde evlilik bağlantısı bulunmakla beraber anaları sonradan evlenenlerin her birine %50'si,

şeklinde düzenleniyor. Eski kanundaki hükümle yeni kanundaki hüküm birbirine çok benziyor. Küçük bir farkla!

Yeni kanun 1 Ekim 2008 sonrası ölümler için sigortalının ölümünü ibaresini kullanıyor. 1 Ekim 2008 öncesi ölümlere uygulanan eski kanun ise sigortalı babanın ölümü ibaresiyle kurgunun dışına çıkıyor. Yani ölen sigortalının baba/erkek olacağı zımnen kabul ediliyor. Haliyle sonradan evlenen anne oluyor. 

Peki tersi durumda ne oluyor? 30 Eylül 2008 tarihinde ölen kadın sigortalı düşünelim. Sağ kalan eşi (erkek) %50, 1 çocuğu %25 aylık alıyor.

Sağ kalan eş (erkek) 11 Ekim 2021 tarihinde (eşi 30 Eylül 2008 tarihinde ölmüş bir kadınla) evleniyor. Bu nedenle aylığı kesiliyor. Ölen annenin çocuğu (babası evlendiği için) aylıkta tek kalıyor. Kanundaki tanıma uymadığı için çocuk %25 almaya devam ediyor. Özel çocuk olamıyor!

Aylıktan çıkan babanın evlendiği kadın da çocuğuyla birlikte eşinden dolayı eş (kadın) %50, çocuk %25 oranlarında aylık alıyor. Kadın evlendiği için aylığı kesiliyor. Ölen babanın çocuğu (annesi evlendiği için) aylıkta tek kalıyor. Kanundaki tanıma uyuyor ve özel çocuk oluyor.  Aylıkları %50’ye yükseltiliyor.

Biraz karmaşık görünse de Ekim 2008 öncesi ölümler için sigortalı babanın ölümü ve annenin evlenmesi aylığı yükseltiyor. Annenin ölümü ve babanın evlenmesi tanıma uymuyor. Bu hükümde sigortalının erkek olacağı ve aylığın kadına bağlanacağı düşüncesi hâkim görünüyor.

506 sayılı eski sosyal güvenlik yasasının tarihçesine baktığımızda 30 Temmuz 1964 tarihli Resmi Gazete’de(2) yayımlanan kanun metninde ölüm aylığı yalnızca kadın eşe bağlanıyor. Erkek eşe bağlanabilmesi için erkeğin malul (çalışamaz) olması gerekiyor.

Eşi ölen erkeklere aylık bağlanması 1985 yılında 3168 sayılı Kanunla geliyor. Bu hükmün değiştirilmemiş olması ise gözden kaçmış olma ihtimalini akla getiriyor. Zira 3168 sayılı Kanunla sosyal güvenlik sistemindeki kadın-erkek eşitsizliği giderilmeye çalışıyor.     

Ordu Milletvekili Bahriye Üçok ve 10 arkadaşının verdiği 3168 sayılı Kanun teklifinin gerekçesinde(3);

Anayasamızın 10 uncu maddesinde: “Herkes, dil, ırk renk, cinsiyet... ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin Kanun önünde eşittir” hükmünü koymuş olduğu halde, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar ve Bağ-Kur kanunlarında cinsiyetten ötürü erkekle kadın arasında bir fark gözetildiği görülmektedir. Anayasamıza aykırı olan bu durumun giderilmesi ve zaten geçim sıkıntısı çeken ailelerde çalışan kadınların ölümü ile büsbütün artan geçim zorluğunun azaltılması için adı geçen kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılması

ifadelerine yer veriliyor. Gerçekçe doğrultusunda 3168 sayılı Kanunla, ölen sigortalı kadınların eşlerine de aylık bağlanması imkanı getiriliyor.

Sigortalı kadın-erkek arasındaki eşitsizlik gideriliyor ama annesi ölen çocuğun babası evlenince aylıkları hala yükselmiyor. 1 Ekim 2008 öncesi ölümler için bu kural hala geçerliliğini koruyor. Belki de düzeltilmeyi veya iptal edilmeyi bekliyor.

(1) Emekli aylığı, yaşlılık riskine yönelik bir sosyal güvenlik ödemesidir.
(2) https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/11767.pdf
(3) https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d17/c014/tbmm17014074ss0262.pdf

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor