Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Mükellef Hakları

Mustafa BALCI
12 Aralık 2022Mustafa BALCI
403OKUNMA

Arazi ve arsa birim değerlerine ilişkin takdir komisyonu kararlarına karşı açılacak davalarda süre aşımı sorunu-2

Yazı dizimizin ilkinde emlak vergisi ödemelerine esas alınan vergi değerinin hesaplanmasında belirleyici unsuru olan arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin belirlenmesine ilişkin takdir komisyonu kararlarına karşı emlak vergisi mükellefleri tarafından açılan davalarda dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağı hususunda Danıştay Dokuzuncu Dairesininistikrar kazanmış kararlarında; takdir komisyonu kararının alındığı tarih ile emlak vergisinin tarh ve tahakkuk edeceği yeni yıl öncesindeki altı aylık süreçte, takdir komisyonu kararını öğrendikleri tarihten itibaren 30 gün içerisinde dava açabileceği ve yeni yıl ile birlikte emlak vergisinin tarh ve tahakkuku sonrasında ise arsa birim değerlerinin kesinleşmiş olması nedeniyle arsa ve arazi birim değerlerine ilişkin takdir komisyonu kararlarına karşı açılan davaların süre yönünden reddi gerektiği görüşünün benimsendiği ve bu değerlendirmenin istinaf kanun yolunda bölge idare mahkemeleri tarafından da benimsendiğini(1) ancak yakın zamanda bu görüşü benimsemeyen bölge idare mahkemesi kararlarının da bulunduğunu ifade etmiştik.

Yazı dizimizin ikinci ve sonuncusunda ise; yakın zamanda İzmir ve Samsun Bölge İdare Mahkemelerinden farklı yönde çıkan ve dolayısıyla bölge idare mahkemesi kararları arasında oluşan aykırılığı ele alacağız.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin yakın zamanlarda verdiği kararlarda(2); takdir komisyonu kararlarının öteden beri dava açma ehliyeti bulunan odalara, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarına imza karşılığı verileceği belirtilmekte ise de emlak vergisi mükelleflerine ilan yoluyla tebliğ edileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı gibiilgililere ne suretle tebliğ edileceği hususunun da düzenlenmediği ve takdir komisyonu kararlarının düzenleyici işlem niteliğinde olduğu kabul edildiğinden, 2577 sayılı Kanunun 7'nci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca emlak vergisi tarhiyatının bildirilmesi/ öğrenilmesi vb. uygulama işlemleri üzerine dayanağı takdir komisyonu kararlarının iptalinin istenebileceği değerlendirilmesi yapılmış ve emlak vergisi tarh ve tahakkuku sonrasında açılan davaların süre yönünden reddi gerektiğine ilişkin Danıştay Dokuzuncu Dairesinin ve diğer bölge idare mahkemelerinin müstakar hale gelen kararlarına tezat şekilde emlak vergisinin ödenmesi sırasında öğrenilen arsa ve arazi birim değerlerine ilişkin takdir komisyonu kararlarına karşı öğrenme üzerine 30 gün içinde açılan davaların süresinde olduğu aksi yönde yapılacak değerlendirmelerin mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğuracağı ifade edilmiştir.

Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nin yakın zamanda verdiği bir kararda ise(3); 213 sayılı Kanunun mükerrer 49. maddesinde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin verginin tahakkuk edeceği yılın başından önce yargı yolu dâhil kesinleştirilmesi amaçlanmış ise de; kendisine bu süreçte arsa veya arazi metrekare birim değeri tebliğ veya ilan edilmeyen mükelleflerin idareye başvuruları üzerine veya emlak vergisini ödeme sırasında haberdar oldukları metrekare birim değerlerine karşı tebliğ veya öğrenme tarihinden itibaren otuz gün içerisinde dava açabileceklerinin kabulünün gerektiği, aksi takdirde dava açma hakkının sadece şekil olarak kalacağı ve Yasaya göre idarenin kesinleşmeden önce metrekare birim değerlerini mükelleflere tebliğ veya ilan etme zorunluluğu bulunmadığından emlak vergisi mükelleflerinin takdir komisyonu kararlarına karşı gerçek anlamda dava açma haklarının bulunduğundan bahsedilemeyeceği,  dolayısıyla, 2022 yılı emlak vergisi tahakkukuna esas alınan arsa metrekare birim değerinin bildirilmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine 30 gün içinde açılan davanın süresinde olduğu yönünde karar verilmiştir.

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinde(4) bölge idare mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklarda ve kesin olan kararları arasında birbirine aykırı kararlar vermeleri durumunda, yargı kararları arasındaki yeknesaklığın ortadan kalkması, toplumun vicdanında ve yargıya olan bakışında ciddi yaralar açacak olması gözetilerek, Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kuruluna, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde, konusuna göre Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan veya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulundan isteme yetkisi tanınmıştır.

Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nin talebi üzerineSamsun Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunca; emlak vergisi mükelleflerince arsa ve arazi vergisine ilişkin tarh ve tahakkuk gerçekleştikten sonra öğrenme üzerine açılan davaların süresinde olduğu yönündeki yukarıda yer verilen bölge idare mahkemesi kararları ile emlak vergisi mükelleflerince arsa birim metrekare birim değerine ilişkin takdir komisyonu kararına karşı vergi değerinin kesinleşmeden sonra başka bir ifadeyle arsa ve arazi vergisine ilişkin tarh ve tahakkuk gerçekleştikten sonra açılan davaların süre yönünden reddi gerektiğine ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. Vergi Dava Dairesi'nin 09.11.2022 tarih ve E:2022/4101, K:2022/1119 sayılı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesi'nin 06.04.2021 tarih ve E:2021/151, K:2021/735 sayılı ve Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nin 04.06.2021 tarih ve E:2021/1318, K:2021/1316 sayılı kesin kararları arasında aykırılık oluştuğu kabul edilmiş ve Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan aykırılığın giderilmesi isteminde bulunmuş olup, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulubaşvurunun kendisine ulaşmasından itibaren üç ay içinde aykırılığın giderilmesi istemi hakkında karar verecektir.

Konuya ilişkin değerlendirmemiz;

VUK’un mükerrer 49’uncu maddesini bütün olarak irdelediğimizde, kanun koyucunun dört yılda bir olmak üzere, yeni yılda kanun hükmünce Ocak ve şubat aylarında tarh ve tahakkuk edecek bina vergisi ve arazi vergisi yönünden arsa ve arazi birim değerlerinin yeni yıldan önce kesinleşmiş olmasını amaçladığı çok açık şekilde ortadadır. Nitekim VUK’un mükerrer 49. maddesinin son fıkrasında; kesinleşen asgari ölçüde birim değerlerinin ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle tarh ve tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs ayı sonuna kadar ilan edileceği belirtilmektedir.

Anayasa MahkemesininVUK’un mükerrer 49’uncu maddesinin (b) fıkrasının üçüncü paragrafında yer alan; “Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler.” cümlesini, 2012 yılında verdiği 31.12.2012 tarih ve E:2011/38, K:89 sayılı kararla iptal etmesi sonrasında emlak vergisi mükelleflerine de arsa ve arazi birim değerlerine ilişkin takdir komisyonu kararına karşı dava açabilme imkânı tanınmış ise de emlak vergisi mükellefleri açısından bu kez dava açma süresinin ne zaman başlayacağı ve sona ereceği sorunu ortaya çıkmıştır. VUK’un mükerrer 49’uncu maddesi gereğince, muhtarlıklar, odalar ve belediyeler yönünden kendilerine imza karşılığı tebliğ olunan takdir komisyonu kararlarına karşı dava açma süreleri yönünden bir tereddüt bulunmazken, emlak vergisi mükelleflerinin dava açma süresinin ne zaman başlayacağı hususunda belirsizlik söz konusudur.

Ayrıca Danıştay Dokuzuncu Dairesi kararlarında arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin kesinleşmesinden sonrabaşka bir ifadeyle arsa ve arazi vergisine ilişkin tarh ve tahakkukundan sonra açılan davaların süresinde açılmış bir dava olarak kabul edilemeyeceği temel gerekçe olarak esas alınmakta ise de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında kanun maddesinde yer alan kesinleşme tabirinin takdir komisyonu kararının imza karşılığı kendilerine tebliğ edildiği odalar, muhtarlıklar ve belediyeler yönünden geçerli olduğu, dolayısıyla emlak vergisinin ödenmesi gereken yeni yıl öncesinde kendilerine tebliğ ve ilanın söz konusu olmadığı emlak vergisi mükellefleri yönünden kesinleşme tabirinin geçerli olmadığı düşüncesindeyiz.

Dolayısıyla dört yılda bir belirlenen arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin -yeni yıldan önce- yaklaşık 6 aylık sürede yargısal olarak da kesinleşmesini öngören sistem, Anayasa Mahkemesinin bahsedilen iptal kararı sonrasında emlak vergisi mükellefleri yönünden geçerli olmadığından, takdir komisyonu kararlarına yönelik dava açma süresinin ne zaman başlayacağı hususunda bir yasal düzenlemenin de yapılmamış olması nedeniyle VUK’un mükerrer 49’uncu maddesi mevcut haliyle sorunlu ve uygulanamaz hale gelmiştir.

Hukuki olarak emlak vergisi mükellefleri yönünden arsa ve arazi birim değerlerine ilişkin takdir komisyonu kararlarına karşı dava açma süresinin başlangıcı olarak iki tarihin esas alınabileceği akla gelmekte olup, bu tarihlerin her ikisi de emlak vergisinin tarh ve tahakkuk edeceği yeni yıla tekabül etmektedir.

Birincisi; asgari ölçüde arsa ve arazi birim değerlerinin ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle tarh ve tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs ayı sonuna kadar ilân edileceğini düzenleyen VUK’un mükerrer 49’uncu maddesinin (b) fıkrasının dördüncü paragrafı uyarınca, asgari ölçüde arsa ve arazi birim değerlerinin ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda asılmak suretiyle ilana çıkarıldığı tarih,

İkincisi ise; emlak vergisi mükelleflerinin komisyon kararından haberdar oldukları tarihtir. Bu tarih de mükellefin belediyeye yazılı olarak arsa ve arazi birim değerlerinin bildirilmesi istemiyle yapacağı başvurusu sonrası kendisine verilecek yazılı cevabın bildirim tarihi veya emlak vergisi taksitinin ödendiği tarih şeklinde esas alınabilir.

VUK’un mükerrer 49’uncu maddesinin (b) fıkrasının dördüncü paragrafı Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde de mevcut olan bir hüküm olup, ilgili dönemde dava açma hakkı bulunmayan emlak vergisi mükelleflerinin komisyon kararlarından bilgi sahibi olmasını amaçlayan bir düzenleme olarak değerlendirilmesi daha uygun olur. Bu nedenle mevcut düzenleme itibariyle dava açma süresi açısından emlak vergisi mükelleflerinin komisyon kararından haberdar oldukları tarihin esas alınmasının hukuka daha uygun düşeceği kanaatindeyiz. Aksi yönde verilecek süre ret kararlarının aşırı şekilci bir yargılama anlayışına dayalı ve aynı zamanda mahkemeye erişim hakkı yönünden de ihlal edici nitelikte olacağı dolayısıyla hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı yönünden de sorunlu olduğu düşüncesindeyiz. 

Diğer taraftan, takdir komisyonu kararı kendilerine tebliğ edilmeyen emlak vergisi mükellefleri yönünden 2577 sayılı Kanunun 7'nci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca emlak vergisi tarhiyatının bildirilmesi, öğrenilmesi vb. uygulama işlemlerinin, bu işlemlere dayanak takdir komisyonu kararlarının uygulama işlemi olarak kabul edilerek de süre konusunun aşılmasında dayanak olarak alınabilir.

Bu konuda son sözümüz; kanun koyucunun dört yılda bir olmak üzere, yeni yılda kanun hükmünce Ocak ve Şubat aylarında tarh ve tahakkuk edecek bina vergisi ve arazi vergisi yönünden arsa ve arazi birim değerlerinin yeni yıldan önce kesinleşmiş olmasını amaçlaması gayet amaca uygun olup, VUK’un mükerrer 49’uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan; “ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlar il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odalarına ve belediyelere imza karşılığında verilir.” cümlesine ilave olarak, “bina ve arazi vergisi mükellefleri yönünden ilgili komisyon kararının mahalle muhtarlığının ilan panosuna asılmak suretiyle ilan olunacağı ve ilan panosuna asılma tarihinin dava açma süresinin başlangıcında esas alınacağı”  şeklinde bir düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu düşüncesindeyiz.

(1) İstanbul BİM. 7.VDD. 09.11.2022 tarih ve E:2022/4101, K:2022/1119 sayılı,
   - Ankara BİM. 4.VDD. 06.04.2021 tarih ve E:2021/151, K:2021/735 sayılı,
   - Adana BİM. 2.VDD. 04.06.2021 tarih ve E:2021/1318, K:2021/1316 sayılı kararları aynı yöndedir. (Kararlara UYAP üzerinden 09.12.2022 tarihinde ulaşılmıştır.)
(2) İzmir BİM. 3.VDD. 22.09.2022 tarih ve E:2022/2287, K:2022/1742 sayılı kararı,
   - İzmir BİM. 3.VDD. 25.10.2022 tarih ve E:2022/2454, K:2022/1994 sayılı kararı,
   - İzmir BİM. 3.VDD. 20.09.2022 tarih ve E:2022/2286, K:2022/1727 sayılı kararı (Kararlara UYAP üzerinden 09.12.2022 tarihinde ulaşılmıştır.)
(3) Samsun BİM. 2.VDD. 06.10.2022 tarih ve E:2022/299, K:2022/526 sayılı kararı (Karara UYAP üzerinden 09.12.2022 tarihinde ulaşılmıştır.)
(4) 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri Ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 4'üncü fıkrasında;bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri sayılmış ve fıkranın (c) bendinde; "Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek" ifadeleri, aynı maddenin 5’inci fıkrasında ise; “Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir” ifadeleri yer almaktadır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor