Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

H. İbrahim YUMUŞAK
H. İbrahim YUMUŞAK
1366OKUNMA

ABD’nin Yeni Başkanı Trump’ın Ekonomi Politikaları

Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en kritik seçimlerinden birini beklenmeyen bir sonuçla geride bıraktı. 2016 Başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi aday Donald Trump, favori Demokrat Parti adayı Hillary Clinton karşısında seçimi önde bitirerek ABD’nin 45’inci başkanı oldu. İlginç olanı favori Clinton’un ülke genelinde rakibinden 2,9 milyon oy fazla almasına rağmen seçim sisteminin azizliğine uğrayarak seçimleri kaybetmesiydi.

Seçimlerden zaferle çıkan Trump kampanyası süresince sansasyonel çıkışları ve sert konuşmalarıyla gündeme gelmişti. “Irkçılık, yabancı ve kadın düşmanlığıyla” sıklıkla suçlanan Donald Trump’ın döneminde hem ABD siyaseti hem de dış politikasının ne şekilde seyredeceği merak ediliyor.

20 Ocaktaki yemin töreniyle Başkanlık görevine başlayan Donald Trump’ın uygulayacağı ekonomi politikasına ilişkin vaatleri kendisini oldukça ilginç kılmakta. Yemin töreninden kısa bir süre önce, Dünya Ticaret Örgütü'nün bir felâket olduğunu ilan ederken küresel ticaretin temellerini sarsmaya başladı.

Küresel istikrarın oluşmasına önemli katkıları bulunan ve son 20-30 yılda dünya üzerindeki yüz milyonlarca insanın refahı üzerinde olumlu etkilere sahip ticaret sistemin reddedilmesiyle ilgili radikal söylemlerinden ABD Başkanını vazgeçirmek oldukça zor görülüyor.

Ekonomi politikasının bütçeleme gibi diğer alanlarında ABD Kongresinin önemli yetkileri olmasına karşın, dış ticaret anlaşmaları konusunda Beyaz Saray oldukça kapsamlı yetkilere sahip bulunmakta.

Seçim kampanyaları sırasında Trump, mevcut ticaret anlaşmalarını lağvederek Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'ndan çekileceğini ve Meksika ile Çin'den yapılacak ithalata caydırıcı ölçüde gümrük vergisi uygulayacağını beyan etti. Serbest ticareti teşvik eden ve anlaşmazlıkları değerlendiren Dünya Ticaret Örgütü'nü bir felaket olarak nitelerken ABD'nin bu örgütten "çekilebileceği" açıkladı. 

İngiltere'yi Avrupa Birliği'nden çekilme yolundaki kararından dolayı tebrik ederken İngiltere ve ABD’nin yeni bir ticaret anlaşması yapabileceğini; “Almanya için bir araç” olarak nitelediği AB’nin dağılmasının veya devam etmesinin ise ABD açısından bir fark oluşturmayacağını söyledi.

20 Ocak 2017 tarihinde yapılan yemin töreninde yaptığı konuşmada Donald Trump, nispeten sağlıklı olan ABD ekonomisini korumacı bir yoldan itme planlarına işaret etti ve onlarca yıldır küresel ticarette hâkim olan ortodoks anlayışı yıkacağını söyledi. Konuşmasında "Sınırlarımızı, diğer üretici ülkelerin ürünlerimiz üzerindeki yıkımlarından, şirketlerimizi çalmaktan ve işlerimizi mahvetmekten korumalıyız" ifadelerine yer veren Trump'ın 1920'lerden bu yana ABD'de bir güç oluşturmayan korumacılığa odaklanması, Amerikan seçmenini önemli ölçüde kaygılandıran unsurlar arasında.

Törende "Ticaret, vergi, göç, dış ilişkiler gibi her karar Amerikan işçilerinin ve Amerikalı ailelerin yararına olacak" dedi. "Koruma büyük bir refah ve güç sağlayacaktır." sözlerine de yer veren Trump’ın nasıl bir korumacılık programını uygulamaya koyacağı henüz kesinleşmiş değil.

Trump, üretimini ABD dışına taşımak için karar alan ya da planlayan şirketleri açıkça eleştirdi ve tehdit etti. Herkes için geçerli politikalara uymalarını beklemek yerine, şirketleri tek tek uyardı. Çin'in ve ucuz emek sahibi diğer ülkelerin küresel piyasalara girmesiyle, ABD şirketlerinde son 20 yılda kaybedilen yaklaşık 5 milyon iş imkânını fazlasıyla yaratmak temel amaçlar arasında yer alıyor. Beyaz Sarayın web sitesinde yapılan açıklamada Başkan Trump’ın, ekonomiyi tekrar harekete geçirmek amacıyla önümüzdeki on yılda Amerikan’da 25 milyon kişiye yeni iş imkânı yaratacak ve yıllık yüzde 4 büyüme sağlayacak bir plan hazırladığı açıklandı. Bu açıklamayla GSYİH % 4 artış sözü, Trump'ın seçim vaadi olmaktan çıkmış ve artık Beyaz Saray ve Başkanının resmi sözü haline gelmiş durumda.

Trump'in % 4 lük büyüme hedefine ulaşmadaki temel aracı vergi indiriminden geçiyor. Bu konuda esas olarak kurumlar vergisi oranlarını % 15 – 20 civarına indirilerek ABD’de üretim yapmayı ve şirket kurmayı cazibeli bir hale getirmeyi planlıyor. Ayrıca vergi mevzuatında önemli sadeleşmelere gidilerek vergiye uyum maliyetlerinin aşağıya çekilmesi de hedefler arasında.

Trump Amerikan şirketlerinin başka ülkelerde yaptığı yatırımları ülke içine getirmeleri ve yurt dışındaki yatırım planlarından vazgeçmeleri konusunda şirketleri doğrudan ikaz ve tehdit etmekten de geri kalmıyor. Üretimlerini başka ülkelere kaydırıp orada ürettikleri malları Amerika’ya sokmak isteyen firmaları yüksek gümrük vergileriyle tehdit etmekte. Trump bu politikaların temel amacını  "üretimi ülkesine geri getirmek", “ABD'de üreten şirketler için avantaj yaratmak" şeklinde açıklıyor.
Bir hayli renkli bir kişilik olan ve hem ülkesinde hem de dünya da bir şekilde iz bırakması muhtemel yeni ABD Başkanının vaatlerini ne ölçüde tutabileceği ciddi bir tartışma konusu. Bu politikaların bütün dünyaya ve ülkemize de önemli yansımalarının olacağı ise yadsınamaz bir gerçek. Umarız Trump politikalarının yansıması olumlu olur ve kendi ülkesi de dâhil hayal kırıklıklarının ve yıkıcı ticari rekabetin yaşanmadığı bir dünya düzeni oluşur.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor