Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Mükellef Hakları

 Prof. Dr. Nevzat SAYGILIOĞLU
 Prof. Dr. Nevzat SAYGILIOĞLU
474OKUNMA

61 yıldır uygulanan “Vergide Uzlaşma Müessesesi” fiilen kaldırılmış bulunuyor!

“Bumerang etkisi” toplumda çok sık kullanılan bir kavram.  Bilindiği üzere “bumerang”, ilk kez Avustralya yerlileri Aborjinler tarafından kullanılan ve ağaçtan yapılan kıvrık bir av aletidir. Ne kadar şiddetli fırlatılırsa fırlatılsın, hedefindeki avı vuramaması durumunda, dönüp dolaşıp fırlatanı vurmasıyla ya da avlamasıyla ün yapmış bir alet olarak bilinir. 

Bumerang, toplumsal-siyasal gelişmeler ya da olaylar arasındaki karşılıklı neden-sonuç ilişkilerini açıklamak için sosyal bilimciler tarafından daha çok “Bumerang etkisi” kavramı ile ifade edilir. Belli bir etkinin sonucunda ortaya çıkan tepkinin olumsuz olarak geri dönmesi, toplumsal-siyasal olaylarda genellikle “bumerang etkisi” olarak değerlendirilir. Bu anlamıyla bumerang etkisi, hedefine ulaşmayan bir girişim ya da mesajın geri dönerek, girişimi yapanı ya da mesajı vereni vurması anlamını içerir.

Bumerang etkisi de nereden çıktı diye sormayın. 

Bugünlerde özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in şahsında oluşan ve kamuoyuna da yansıyan gelişmeler bunu hatırlattı.

Şöyle ki; son birkaç haftadır bir vergi tasarısı konusu ya da garabeti (!) ortalıkta dolaşıyor. Aslında vergi reformu diye başlatılan algı çok kısa zamanda yanılgıya dönüşme yolunda. Anlaşılan şu ki gündeme getirilen vergi taslağı, yolun sonunda yola çıktığı halinden çok daha güdük ya da tanınmaz hale gelecek. 

Tam vergi kanun taslağına konsantre olunmuşken yeni bir çılgınlık ya da gariplik daha ortaya çıktı. Bu sefer de yasal düzenleme şeklindeki “vergide uzlaşma müessesesi” bir idari tasarrufla fiilen yürürlükten kaldırıldı. 

Basına da yansıyan haberlere göre; Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, tüm vergi dairelerine talimat göndererek vergi cezalarında hiçbir şekilde uzlaşmaya gidilmeden ve indirim yapılmadan cezaların tahsilini istemiş. Uzlaşma konusu vergi ve ceza tutarları olduğu gibi mükellefe teklif edilecek ve tutarlarda herhangi bir indirim yapılmayacakmış. Dolayısıyla uzlaşma veya uzlaşamama hali tutanağa bağlanarak sonuçlandırılacakmış. 

Aslında vergide uzlaşma konusu, 205 sayılı Kanun’la 1963 yılından beri Vergi Usul Kanunu’na eklenen ve 61 yıldır uygulaması olan bir müessese. 

Uzlaşma müessesesinin özü şu: Çeşitli şekillerde tarh edilen vergiler ile bunlara ilişkin vergi cezalarının ve belli tutarı aşan usulsüzlük cezalarının uzlaşma yoluyla idari aşamada çözümü yolu. 

Zaman içerisinde bu müessesede önemli değişiklik veya düzenlemeler yapılmış. Hem tarhiyat öncesi ve hem de tarhiyat sonrası uzlaşma imkânları getirilmiş. Uzlaşma halinde 1 ay içerisinde uzlaşılan tutarın tahsilatı, ayrıca yine uzlaşma halinde artık vergi ve cezanın kesinleşeceği ve itiraz konusu yapılamayacağı öngörülmüş.

Malum, uzlaşma müessesesi, bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur. Uygulamada zaten idarenin eliyle ve idarenin inisiyatifiyle yürütülen bu müessese, ne yazık ki talimat yazısıyla iyice işlemez hale getirilmiş. Uzlaşma kapsamında olan taleplerin peşinen ve toptan reddi anlamına gelmiş ki bu mükellef haklarıyla bağdaştırılabilir değil. 

Peki niye uzlaşma müessesesi fiilen uygulamadan kaldırılmak isteniyor?

İdare töhmet altında bırakılıyormuş, anlamsız ve gereksiz spekülasyonlara muhatap oluyormuş. Böyle bir iddiayı veya spekülasyonu, yaklaşık 10 yıl o idarede daire başkanı, genel müdür yardımcısı ve genel müdür olarak görev yapmış birisi sıfatıyla o dönem ve geçmiş yıllar için kabullenmek mümkün değil. Ancak 20 yılı aşkın süreden beri iktidar olan yapıda durum değişmişse onu da bizim bilmemiz mümkün değil.

Bu noktada söylenecek iki şey var. Birincisi, eğer böyle dedikodu, spekülasyon ve hatta ihbar varsa gerekli teftiş ve tahkikatı yaptırıp ayrık otunu ya da otlarını ayıklamaktır. İkincisi de çok yüksek tutarlı uzlaşmalarda siyasi otoritenin etkisinin olup olmadığı hususuna açıklık getirmektir. Ki böyle yüksek tutarlar veya hatırlı (!) mükellefler için yukarılardan talimat gelmesi ihtimali unutulmamalıdır.

Aslında uzlaşma müessesesinin kapsamının veya yetki sınırlarının daraltılması konusu geçmişte de gündeme gelmiş. Hatta yakın dönem Maliye Bakanlarından birisi tarafından düzenlemeye de gidilmiş. Bu uygulamalar da uzun süre sürdürülmüş. Örneğin vergi aslının aynen alınması ile vergi cezasının yüzde 80’inden vazgeçilmesi şeklide uygulama sabitlendirilmiş.

Uzlaşma müessesesinin kaldırılmasının başka sonuçları neler?...

  • Bir defa kanunla getirilen ve 60 yılı aşkın zamandan beri uygulanan düzenleme idari bir tasarrufla kaldırılamaz. 
  • Mükellefin idare ile gönüllülük esasına göre uzlaşmaya gitmesi kısmen de olsa vergi barışına katkı sağlar.
  • Vergi uyuşmazlıklarının yargı sürecinde sonuçlandırılmasının 8-10 yıla vardığı gerçeği karşısında, uzlaşma tarihinden sonra 1 ay içinde tahsil edilebilecek kamu alacağından vazgeçilmesi izah edilemez. 
  • Vergi uyuşmazlığının idari aşamada çözümü yolu engellenemez.
  • Kaldı ki vergi yargısının zaten fazla olan yükü daha da artar.
  • Yargılama sürecinde ahlaksız aracılara ve kifayetsiz hukukçulara fırsat doğar.

Dolayısıyla Maliye bu tavrından derhal dönmelidir, yoksa döndürürler. 

Onun için yazımızı “bumerang etkisi” benzetmesiyle şekillendirmeye çalıştık.

(Bu yazı, EKONOMİ Gazetesinde yayınlanmış olup Sn. Saygılıoğlu’nun özel izni ile yayınlanmaktadır.)

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor