Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Zafer YÜKSELER
21 Aralık 2022Zafer YÜKSELER
931OKUNMA

2022’nin sonuna gelirken inşaat ve konut sektörü ne durumda?

2001 krizi sonrasında, enflasyon ve faiz oranlarındaki gerileme, uluslararası likidite bolluğunun katkısıyla artan finansman imkânları ekonomide hızlı bir canlanmaya katkıda bulunmuştur. Bu dönemde, başta konut olmak üzere gayrimenkul sektörü de hızlı bir canlanma sürecine girmiştir. Konutun yanı sıra, ofis binaları, ticaret ve alışveriş merkezleri inşaatları hızlı bir artış göstermiştir. Konut ve gayrimenkul sektöründe yaşanan bu canlanmada, özellikle Toplu Konut İdaresinin başlattığı yeni uygulamalar ve bankaların konut kredilerindeki artışlar büyük bir rol oynamıştır. 2000’li yıllarda Türkiye’de gayrimenkul sektöründe görülen bu olumlu gelişme, 2008-2009 Küresel Finansal Kriz sürecinde aksamakla birlikte, kriz sonrasında da 2018 yılına kadar devam etmiştir. 2018 yılı Ağustos ayında yaşanan kriz sonrasında faiz oranlarının yükselmesi, inşaat ve konut sektörünü olumsuz etkilemiştir.

İnşaat ve konut sektörünü canlandırmak amacıyla, 2019 ve 2020 yıllarında kamu bankaları öncülüğünde yeni kredi programları ile düşük faizli ve uzun vadeli finansman imkanları devreye sokularak sektör desteklenmeye çalışılmıştır. 2021 yılı Eylül ayından itibaren faiz indirim sürecinin başlatılması ile birlikte, konut ve inşaat sektöründe olağanüstü gelişmeler gözlenmeye başlanmıştır. Döviz kurlarındaki ani yükseliş ve bunun enflasyona yansıması, reel kredi ve mevduat faizlerinin negatife dönüşmesine neden olmuştur. Türk lirasındaki aşırı değer kaybı, yabancıların gayrimenkul alımı için fırsat oluşturmuştur. Döviz kurlarındaki bu ani sıçrama aynı zamanda inşaat maliyetleri ve konut fiyatlarındaki yükselişi de beraberinde getirmiştir. Bu olumsuzluklara ilave olarak Şubat ayında Rusya-Ukrayna savaşının başlaması, bu ülkelerin vatandaşlarının Türkiye’den konut edinme talebini de artırmıştır. Faiz indirim süreci ile tetiklenen bu gelişmeler sonuçta, konut piyasasında aşırı bir dengesizliğe neden olmuş, konut kiralarında aşırı bir artış gözlenmiş ve kiracı-ev sahibi ilişkileri kopma noktasına gelmiştir.

Nüfus, Hane Halkı Sayıları ve Konut İnşaatı

Bir ülkede konut ve konuta yönelik inşaat faaliyetlerini belirleyen en temel göstergelerden birisi, o ülkedeki nüfus artışı ve hane halkı sayılarındaki değişimdir. Türkiye’de 2015 yılında 76,4 milyon kişi olan kurumsal olmayan nüfus, 2021 yılında 82,8 milyon kişiye yükselmiştir. Bu dönemde toplam hane sayısı da 21,9 milyon haneden 25,8 milyon haneye çıkmış, ortalama hane büyüklüğü 3,5 kişiden 3,2 kişiye gerilemiştir (Tablo:1).        

Tablo:1- Kurumsal Olmayan Nüfus, Toplam Hane Sayısı ve Yapısı (1)

 Kurumsal Olmayan Nüfus (Bin)Toplam Hane Sayısı (Bin)Ortalama Hane Büy. (Kişi)Tek Kişi+ Eşlerden Oluşan Hane Oranı (%)Toplam Hane Sayısındaki Değişim (Bin)
201576.36921.8503,525,8478
201677.11022.3223,530,9472
201778.86223.0963,431,6774
201879.76223.5963,432,5500
201980,70924.2573,333,1661
202081.87324.9523,333,9695
202182.80325.7553,235,1803
2015-21 Ort.79.64123.6903,431,9626

Kaynak: Gelir ve Yaşam koşulları Araştırması.
(1) TÜİK tarafından Yayınlanan “Nüfus ve Konut Sayıları, 2021” konulu haber bülteninde 2021 yılı için hane sayıları için farklı değerler yer almaktadır. 

2015 yılında hane sayısında 478 bin adet artış olurken, bu sayı 2021 yılında 803 bin adede yükselmiştir. 2021 yılındaki bu yükseliş, COVID-19 nedeniyle 2020 yılında evliliklerde yaşanan azalıştan kaynaklanmıştır. 2015-2021 döneminde hane sayısındaki ortalama artış 626 bin hane olmuştur. 2015 yılında, tek kişi ve sadece eşlerden oluşan hanelerin toplam haneler içindeki payı yüzde 25,8 iken, bu pay 2020 yılında yüzde 33,9, 2021 yılında ise yüzde 35,1 olmuştur. Tek kişi ve sadece eşlerden oluşan hanelerdeki bu artış, yeni ve/veya kiralık konut ihtiyacının da önemli bir belirleyicisini oluşturmaktadır.

TÜİK tarafından yapılan “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmalarına” göre, 2015-2021 döneminde, ev sahipliği oranı gerilerken, kiracıların oranı artış göstermektedir. 2015 yılında yüzde 23,3 olana kiracılık oranı, 2021 yılında yüzde 26,8’e yükselmiştir (Tablo:2)[1]. Kiracılık oranındaki bu yükselişin, tek kişi ve sadece eşlerden oluşan hane sayısındaki artıştan kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Genelde aile veya akraba konutunda oturan ve kira ödemeyen hanelerin, toplam haneler içindeki payı ise 2015-2021 döneminde, ortalama yüzde 14,6 olmuştur (Tablo:2).

Tablo:2- Konut Sahipliği ve Kiracılık Oranı, Yapı Ruhsatı-İzni ve Satışı

  Ev Sahibi Oranı (%) Kiracı Oranı (%) Diğer(%) (1)Yapı İnşaat Ruhsatı (Bin Daire)Yapı Kullanım İzni  (Bin Daire)İlk El Konut Satışı (Bin Daire)
201560,423,314,8897733599
201659,724,414,41.007754632
201759,124,714,81.405834660
201859,025,214,5669894652
201958,825,614,3320739508
202057,826,214,7555600470
202157,526,814,6723627462
2015-21 Or58,925,214,6797740569
2022 (2)   415442382

Kaynak: TÜİK, Gelir ve Yaşam koşulları Araştırması ve Yapı İzinler ve Konut Satış istatistikleri.

(1) Diğer, babasının, akrabasının vb. evinde ikamet edip hiç bir şekilde ücret ödemeden oturanlardır.

(2) Yapı İnşaat Ruhsatı ve Kullanım izni Ocak-Eylül, ilk el konut satışı Ocak-Kasım dönemine aittir.

2015-2021 döneminde yapı inşaat ruhsatı alan daire sayısı ortalama 797 bin iken, yapı kullanım izni verilen daire sayısı ortalaması 740 bin olmuştur. Bu dönemde ilk el konut satışı ise 569 bin daire olarak gerçekleşmiştir. 2020 ve 2021 yıllarında yapı kullanım izni verilen daire sayıları, hane sayısındaki artışın gerinde kalmıştır. Arz ve talep arasında uyumsuzluğa işaret eden bu durumun 2022 yılında da devam etttiği tahmin edilmektedir. 2015-2017 döneminde ortalama olarak alınan yapı inşaat ruhsatı 1.103 bin daire iken, bu sayı 2018-2021 döneminde ortalama 567 bin daireye düşmüştür. Aynı dönemlerde yapı kullanım izinleri de 774 bin daireden 715 bin daireye gerilemiştir. Bu konut inşaat faaliyetlerinde önemli bir yavaşlamaya işaret etmektedir. 2015-2017 döneminde yapı kullanım izinlerinin yapı ruhsatlarına oranı yüzde 70 iken, bu oran 2018-2021 döneminde yüzde 126’ya çıkmış, 2022 Ocak-Eylül döneminde ise yüzde 106 olmuştur. Bu oranlar inşaat aşamasında bulunan konut stokunun oldukça azaldığına işaret etmektedir. 

Konut Satışları

Konut satışları yıllar itibariyle önemli bir dalgalanma göstermiştir. 2015-2021 döneminde ortalama 1.408 bin adet konut satılmıştır. Bu konutların 569 bin adedini ilk el konutlar oluştururken, 839 bin adedi ikinci el konutlara aittir. İpotekli satışlar, kredi faizleri ve kredi koşullarına belirgin bir tepki vermektedir. Konut kredi faizlerinin yükseltildiği ve kredi koşulların sıkılaştırıldığı 2018-2019 döneminde ipotekli konut satışları belirgin ölçüde azalmış ve ortalama 305 bin adede gerilemiştir.

2018 ve sonrasında ekonomik gelişmeler incelendiğinde, ekonomide oldukça istikrarsız bir yapının oluştuğu görülmektedir. Özellikle faiz oranlarında gözlenen istikrarsız yapı, uzun vadeli bir bakış açısına ihtiyaç duyan konut ve inşaat sektöründe de istikrarsızlık yaratmıştır. Kamu bankaları kredilendirme politikası son yıllarda konut ve inşaat sektörünü desteklemek amacıyla yoğun olarak kullanılmaktadır. 2020 yılı Mayıs ayında COVID-19 önlemleri kapsamında kamu bankaları konut kredi faiz oranlarını yüzde 9’lara kadar düşürmüşler, kullanıcılara uzun vadeli ve ödemesiz dönem imkânı da tanımışlardır. Bu kampanya etkisiyle, 2020 Temmuz ayında konut satışları 229 bin adet ile rekor kırmış, yılın son çeyreğinde faiz oranlarının artırılması ile konut satışlarında önemli bir düşüş gözlenmiştir. 2021 yılı son çeyreğinde de döviz kurlarındaki hızlı yükseliş, döviz birikimi olanlar açısından konut alım imkânı yaratırken, enflasyondaki yükseliş konut kredi faizlerini negatif hale getirmiş ve bu da konut alım talebini ve fiyatını artırmıştır. Türk lirasının hızlı değer kaybetmesinin etkisiyle, inşaat maliyetleri ve yabancılara konut satışlarının artması yanı sıra negatif reel faizler yatırım amaçlı konut alım talebini de yükseltmiş ve konut fiyatlarını artırmıştır. 2022 yılı Ocak-Kasım döneminde, geçen yıla göre, toplam konut satışları yüzde 1, ipotekli satışlar yüzde 3,7 artarken, ilk el satışlar yüzde 0,7 gerilemiştir. Yılın ilk yarısında artan konut satışları, satış fiyatlarındaki yükseliş ve kredi teminindeki engeller nedeniyle Temmuz-Kasım döneminde, geçen yıla göre, yüzde 22,6 oranında gerilemiştir.

Tablo:3- Konut Satışları (Daire, Bin Adet)

  2016 2017 2018 2019 2020 20212022  Ocak-Kasım
TOPLAM1.3421.4091.3751.3491.4991.4921.278
İpotekli450473277332573295259
İlk El632660652512470462382
İkinci El7107497238371.0291.030896

Yabancılara Konut Satışları

Yabancılara gayrimenkul satışı uygulaması 2003 yılında başlatılmıştır. Bu uygulama, ağırlıklı olarak Avrupalı turistlerin sahil bölgelerinde konut alımını teşvik etmek için yürürlüğe konulmuştur. 2018 yılından itibaren gayrimenkul alan yabancılara vatandaşlık hakkı verilmeye başlanmıştır. Türkiye’nin yakın çevresinde yer alan pek çok Orta Doğu, Asya ve Afrika ülkelerinde iç savaş ve kargaşa nedeniyle, vatandaşlık için konut alımına ilgi gittikçe artmış bulunmaktadır. Ülkemizin Avrupa’ya geçiş ülkesi olması yanı sıra Suriye iç savaşı nedeniyle ülkemize yoğun bir mülteci girişi olmuştur. Son olarak Rusya-Ukrayna savaşı, bu ülke vatandaşlarının bazı illerde konut alım ve kiralama girişimlerini hızlandırmış bulunmaktadır.         

 Tablo:4- Yabancıların Konut Satışları ve Toplam Satışlar İçindeki Payları (%)

   2016  2017  2018  2019  2020  20212022  Ocak-Kasım
Y. Satış (Adet)18.18922.42840.04445.48340.81258.57661.104
Y.Satış/Top.Satış1,361,582,883,372,723,934,78
Ankara0,430,541,631,921,752,552,34
Antalya7,187,8112,6113,7212,1118,5727,99
İstanbul2,503,436,108,787,239,5810,31
Mersin1,661,642,75...3,026,0510,61

Kaynak: TÜİK, Konut Satış istatistikleri

Türkiye genelinde yabancıların konut satışları içindeki payı 2016 yılında yüzde 1,36 iken, bu pay 2019 yılında yüzde 3,37’ye çıkmış, COVID-19 salgını etkisiyle 2020 yılında yüzde 2,72’ye gerilemiştir. 2021 yılında yabancıların satışlar içindeki payı tekrar yüzde 3,93’e yükselmiştir (Tablo:4). Türk lirasında yaşanan aşırı değer kaybı ve Rusya-Ukrayna savaşı, 2022 yılında yabancılara konut satışını artırmıştır. 2022 Ocak-Kasım döneminde yabancılara konut satışı, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 20,4 artarken, bu oran Rus uyruklulara yapılan satışlarda yüzde 210 olmuştur.

Yabancılara konut satışlarının bazı illerde ve semtlerde önemli oranlara yükseldiği görülmektedir. Türkiye genelinde yabancılara satışın toplam satışlar içindeki payı yüzde 4,8’e yükselirken, bu oran Antalya’da yüzde 28, Mersin’de yüzde 10,6, İstanbul’da ise yüzde 10,3 olmuştur. Özellikle bu üç ilde yabancılara konut satışlarının, konut satış fiyatları ve kiraları etkileyecek seviyeye geldiği görülmektedir. TCMB konut fiyat endeksine göre, tüm bölgelerde konut fiyatları TÜFE enflasyonunun üzerinde artış göstermiştir. Ancak, yabancılara satışın yoğunlaştığı İstanbul, Antalya ve Mersin gibi büyük şehirlerde konut fiyatları ortalamanın önemli ölçüde üzerinde artmış bulunmaktadır (Tablo:5).

Tablo:5- Konut Fiyat Endeksi (Yıllık % Değişim)

 20152016201720182019202020212022  Ekim
TÜRKİYE15,612,29,14,410,030,459,7188,2
Antalya15,112,27,79,214,643,969,2237,0
İstanbul23,112,84,40,93,627,963,2204,6
Mersin16,113,19,4-0,99,428,668,7205,0

Kaynak: TÜİK, Konut Satış istatistikleri

Bina İnşaat Maliyetleri ve Konut Satış Fiyatları

2020 yılı son çeyreğine kadar TÜFE enflasyonunun altında artış gösteren ikamet amaçlı bina inşaat maliyetleri, son çeyrekte artış eğilimine girmiş ve bu eğilim günümüze kadar devam etmiştir. İşçilik maliyetlerindeki artış sınırlı kalırken, malzeme fiyatlarındaki yüksek artış inşaat maliyetlerini olumsuz etkilemiştir (Grafik:1). 2021 yılında ikamet amaçlı bina inşaat maliyeti endeksindeki ortalama artış yüzde 40,7 olmuştur. Bu dönemde malzeme fiyatları yüzde 50,7 artarken, işçilik maliyeti yüzde 21,3 artmıştır. İnşaat malzeme fiyatlarındaki artışta döviz kurlarının önemli bir etkisi bulunmaktadır. Nitekim döviz kurlarında hızlı bir artışın gözlendiği 2022 yılında malzeme fiyatları hızla yükselmiş ve 2022 Ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre, malzeme fiyatları yüzde 128,4 artmıştır.

Bina İnşaat Maliyetleri ve Konut Satış Fiyatları

2017-2019 döneminde ikamet amaçlı bina inşaat maliyetlerindeki artışlar konut fiyatlarına yansımamıştır. Bu dönemde inşaat maliyetlerindeki yıllık ortalama artış yüzde 19 iken, yeni konut fiyatlarındaki artış yüzde 8,3’te kalmıştır. 2020 yılı Mayıs ayında kamu bankaları öncülüğünde başlatılan yeni konut kredisi programı (düşük faizli-ödemesiz dönemli-uzun vadeli) toplam konut satışlarını yüzde 11,2, ipotekli satışları yüzde 72,4 artırmıştır. 2020 yılından itibaren konut fiyat artışları, maliyet artışları ve TÜFE enflasyonunun üzerinde seyretmiştir (Grafik: 2). 2021 yılında ikamet amaçlı bina inşaat maliyeti ve yeni konut fiyatları yüzde 66 civarında artış göstermiştir. 2022 Ekim ayı itibariyle ikamet amaçlı bina inşa maliyetlerindeki artış yüzde 114’e çıkarken, yeni konut fiyatları yüzde 177,4 oranında yükselmiştir.

Faiz ve Döviz Kurlarının Etkileri

İnşaat ve konut sektörüne yönelik yatırımlar gerek yapımcılar gerek alıcılar açısından uzun vadeli bir yatırım olduğundan, ileriye yönelik ekonomik beklentilerden, faiz ve döviz kurlarındaki gelişmelerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Ayrıca uzun vadeli finansman imkânları ve buna yönelik beklentilerde inşaat ve konut yatırımlarında belirleyici unsurlardır. 2001 krizi sonrasında enflasyon ve faiz oranlarındaki gerileme, uluslararası likidite bolluğunun katkısıyla artan finansman imkânları konut ve inşaat sektörünü de olumlu etkilemiştir. Genel olarak 2018 yılı ortalarına kadar ekonomide istikrar korunurken, finansman imkânlarında bir kısıtlama gözlenmemiştir. Ancak 2018 yılı Temmuz-Eylül döneminde “Rahip Krizi” nedeniyle yaşanan kur ve faiz şoku, ekonomiyi hızlı bir daralma sürecine sokmuş, başta inşaat ve imalat sanayi sektörü olmak üzere tüm sektörler olumsuz etkilenmiştir. 2018 ve 2019 yıllarında yapı inşaat ruhsatları ve konut satışları da gerilemiştir (Tablo:2).

Ekonomi yönetimi 2018 yılı sonrasında sık, sık kamu bankaları aracılığıyla konut ve inşaat sektörünü desteklemeye çalışmıştır. Bu kapsamda, tapu harçları indirilmiş, kamu bankaları öncülüğünde düşük faizli ve uzun vadeli konut kredileri ile konut sektörü desteklenmeye çalışılmıştır. Bu kampanyalar, konut ve inşaat sektöründe genel bir iyileşme ve istikrar yaratmaktan çok, kısa dönemli konut alımı ve satışı fırsatı yaratmıştır. Yabancılara 250 bin dolar karşılığı konut alımı ile vatandaşlık hakkı verilmesi uygulaması da 2018 yılında başlatılmıştır. 2022 yılında bu tutar 400 bin dolara yükseltilmiştir.

Faiz ve Döviz Kurlarının Etkileri

Yeni konut fiyatları ile mevduat ve kredi faizleri arasındaki ilişki incelendiğinde, kredi ve mevduat faizlerindeki yükselişin yeni konut fiyatlarındaki artışı sınırladığı görülmektedir (Grafik:3). 2017-2019 döneminde kredi ve mevduat faizlerinin TÜFE enflasyonunun üzerinde seyretmesi, yeni konut fiyatlarındaki artışı önemli ölçüde sınırlandırmıştır. Reel faizlerin önemli ölçüde negatif olduğu 2021 yılı sonları ve 2022 yılında ise yeni konut fiyatlarında aşırı artışlar gözlenmiştir.

2018 yılı ve sonrasında ekonomide yaşanan istikrarsızlık ve kur-faiz tartışmaları konut fiyatlarını ve satışlarını olumsuz etkilemiştir. Özellikle, 2021 yılı Eylül ayından itibaren enflasyon yükselirken Merkez Bankasının faiz indirim sürecini başlatması, önce döviz kurlarını, ardından enflasyonu sıçratmıştır. Bu durum, inşaat maliyetleri ve konut fiyatlarının hızla yükselmesine neden olmuştur (Grafik: 4). Enflasyondaki yükseliş mevduat ve kredi faizlerinin negatife dönüşmesine neden olmuş, konut alımına yönelik talebi teşvik etmiştir. Ayrıca, döviz kurlarındaki bu sıçrama, döviz mevduatı olan yerliler ile yabancılar için alım fırsatı yaratmış ve konut fiyatlarını reel olarak yüzde 50 civarında artış göstermiştir.          

Genel Değerlendirme

Konut fiyatları ve kiralarda yaşanan olağanüstü artışlar toplumda ciddi bir rahatsızlık yaratmış bulunmaktadır. Konut fiyatları ve kiralarda yaşanan bu olağanüstü artışların gerekçelerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • İnşaat maliyetlerindeki artış,
  • Yabancılara konut satışı ve vatandaşlık verilmesi,
  • Türk lirası tasarruf araçlarının reel getirilerinin negatif olmasının konuta talebi artırması,
  • Düşük faizli konut kredilerinin konuta talebi artırması,
  • Konut stokunun yetersizliği.

Yukarıda sayılan gerekçelerin tümünün konut fiyatları ve kiralarda yaşanan olağanüstü artışlara katkıda bulunduğu tahmin edilmektedir. Ancak konut fiyatları ve kiralarda yaşanılan olağanüstü artışın gerçek failinin döviz kurlarındaki yükseliş olduğu açık olarak görülmektedir (Grafik: 2). 2021 Eylül ayında ekonomi yönetimi tarafından başlatılan faiz indirim süreci, döviz kurları ve enflasyonu yükselterek negatif reel kredi ve mevduat faizlerine neden olmuş, konut ve inşaat sektöründe dengeleri alt üst etmiştir.

Son yıllarda orta gelirli haneler için yeterli konut üretilemediği de bilinmektedir. 2020 ve 2021 yıllarında, yapı kullanım izni verilen daire sayılarının hane artışlarının gerisinde kaldığı görülmektedir. Ancak buna karşın satış aşamasında ciddi bir konut stokunun olduğu da anlaşılmaktadır. Yabancılara konut satışı ve ülkemizde bulunan yabancı sayısındaki artış hem konut fiyatlarını hem de kiraları artırmaktadır. Döviz kurlarındaki yükseliş ve negatif reel faizlerin spekülatif ve yatırım amaçlı konut alımını özendirdiği ve konut fiyatlarını artırdığı da bilinmektedir. Bu hususlar son 2-3 yıldır etkilerini konut fiyatları üzerinde göstermiş ve yeni konut fiyatları 2020-2021 ve özellikle 2022 yıllarında reel olarak önemli ölçüde artmıştır. Türk lirasının hızlı değer kaybetmesinin etkisiyle, inşaat maliyetleri ve yabancılara konut satışlarının artması yanı sıra negatif reel faizler yatırım amaçlı konut alım talebini de yükseltmiş ve konut fiyatlarını artırmıştır. Ancak yılın ilk yarısında artan konut satışları, 2022 Temmuz-Kasım döneminde gerilemiştir.

Uzun dönemli bir iktisadi faaliyet alanı olan inşaat sektörü, 2018 yılından itibaren ekonomide yaşanan istikrarsızlıktan önemli ölçüde etkilenmiş bulunmaktadır. Ekonomik kararlarda sık, sık yapılan değişiklikler, faiz oranlarındaki aşırı dalgalanmalar, özel sektörün orta gelirli haneler için konut projesi geliştirme imkânlarını da ortadan kaldırmıştır. Bugün 100 metrekare bir konutun fiyatı 1,6 milyon lirayı aşmış bulunmaktadır. Bu fiyatı vermeye ekonomik gücü yeterli olan sınırlı sayıda hane varken, inşaat ve konut sektöründe kısa sürede canlanma beklemek ve sürdürülebilir bir dengeye ulaşmak pek mümkün görülmemektedir. Hanelerin satın alma güçlerindeki düşüş ve inşaat maliyetlerindeki yükseliş, Ülke genelinde konut ve inşaat faaliyetlerinin kısa ve orta vade de canlanma olasılığını zayıflatmaktadır. Yabancılara satış ve yatırım amaçlı alımlar, ancak belirli iller ve semtlerde, konut ve inşaat faaliyetlerini canlandırabilir. 

(Bu yazı Makro Ekonomik Bakış bloğunda yayınlanmış olup Sn. Yükseler’in özel izni ile yayınlanmaktadır.)

(1) TÜİK tarafından Yayınlanan “Nüfus ve Konut Sayıları, 2021” konulu haber bültenine göre ,2021 yılında ev sahibi oranı % 60,7, kiracı oranı ise %27,6  ve diğer oranı % 11,6’dır.

Yorumlar

  • E
    Erdi Demircioğlu
    Güzel bir çalışma olmuş sektörün içinden biri olarak sektörün geldiği durumu çok iyi analiz etmişsiniz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor